|
Burada Olanlar |
|
Şuanda 4 misafir bağlı |
|
Uçurumun dibindeki egri bügrü kayalara çarptiginda, darbenin sesi o kadar yüksekti ki 20 yard (18mt) uzakta ip inisi yapan bir tirmanisçi bile duydu. Arkadasim saniyeler önce düsmüstü,
The Fall. The author composed a life around climbing. Then tragedy strikes a friend, leaving a changed life and many questions.
THE FALL – ÇÖKÜS
Masumiyetin sonu
Yazar: Pete Takeda
Uçurumun dibindeki egri bügrü kayalara çarptiginda, darbenin sesi o kadar yüksekti ki 20 yard (18mt) uzakta ip inisi yapan bir tirmanisçi bile duydu. Arkadasim saniyeler önce düsmüstü, taklalar ve burgular atarak görüs alanimdan çikti. Paldir küldür yuvarlanan bir bohça gibi 12 mt. asagida yeniden gözüktü. Dik yamacin kenarinda kamburu çikmis vaziyette hizi kesildi, hareketsiz yan yatiyordu, ve sag kolu uyuklayan bir çocuk gibi yüzünü örtmüstü.
Saniyeler önce, Beth çürük kayanin dik bir bölümünü asagi tirmanmaya baslamisti. Muhabbetimizin konusu olan is, iliskiler ve tirmanis tutkusu, fikirler ve meseleler artik önemsizdi ve unutulmustu. Cümlesinin tam orta yerinde, elinin altinda tuttugu kayanin kenari kirildi ve onu asagi -gözden öteye savurdu.
 Beth Coats ile birkaç saat önce Eldorado Kanyonundaki otopark yerinde bulusmustum. Front Range’de taze bahar günlerinden biriydi. Hava uzun bir gün isigini vaat ediyordu ve sessiz bir telas seziliyordu. Her seyi hissetmek mümkündü.
Bulusmaya 20 dakika geç vardigimda, Beth kalabalik toprak yoldan yürüyüse baslamisti. Gerçekten geride kalirsam diye geçen birkaç tirmanisçiyla irtibat kurmustu bile. KlasIk Beth’di bu 1.77 boyundaki saglam bedeninde patlamaya hazir bir enerjiye sahipti. Beth olimpik bir biatloncu ve dünya klasmaninda dag bisIkleti yarisçisiydi. Hayati mevsimsel olarak ayarlanan faaliyetlerle dönüyordu – kayak yapmak, kosu, bisIklet, tirmanis. Geçen senenin baharinda 5.12 duvarini asmisti. Dün ise yol bisIkletiyle 100 milden fazla yapmisti, ve daha bu sabah birkaç saatligine agirlik çalismisti.
Yakindaki Bastille kayaligina gittik ve birkaç ip boyu tirmanis yaptik. En sonuncusunun ardindan, ipten çiktik ve çürük bir set sistemi boyunca yan geçmeye basladik, burasi dik yamaçlarin üzerinde Bastille’in sag yanini çevreleyen moloz (çarsak) açikliðidir. Beth her zaman oldugu gibi kendine güveniyordu. Büyük bir coskuyla bizleri sürüklerdi, bir ip boyunda ben lider çikarken patlayinca liderligi devralmisti ve bizi de rezil etmisti. (Bu yüzden sakin kizmamam konusunda beni uyarmisti.)
Genis travers setini geçmektense bel veren bir duvari asagi tirmanmaya basladi. Düsündüm ki, Beth bu yorgun haliyle, bu pek taninmayan bölgeyi, kayada biraz ileride asagi tirmanilarak inilen benzer bir bölgeyle karistirdi. O anki sessizligim halen daha canimi sIkar.
Ayakta durup asagi devam etmesini izliyordum. Sonra asagi düstü. Yere çarptigi an, onunla ilk konusmaya çalismam çikan boguk bir sesle bogazima takildi. Heyecandan konusamayarak iki defa adini bagirdim, ikinci çagirisim titreyen bir çiglik niteligindeydi. Hiç tepki yok. Hala yatiyor, sanki birisinin onu uyandirmasini bekliyor gibi.
Ipi ve malzemeleri biraktim ve setten asagi kostum. BitisIkteki tirmanisçi, genç bir herifti, endiseyle yukarda duruyordu, genis ve düz bir kayada dengesini saglamisti. “Abi bunu duydum. Ters giden ne?” diye sordu.
Ipiyle kisa bir inis yapmama izin verdi, sonra kizil kumtasi duvarin etrafindan kosarak Beth’in yattigi yere vardim. Gelmemle birlikte, dönüp birakip gitme dürtüsüyle savasmak zorunda kaldim. Bütün kazayi silivermek istedim. Sonunda diz çöktüm, omzuna dokunarak adini söylüyordum. Hiç tepki yok. Saçlari kanla matlasmisti. Tek hayat emaresi hiriltili nefes alisiydi, o da donuk inlemelerle iki de bir kesiliyordu.
Nefes yolu… solunum… kan dolasimi… Nefes yolu… solunum… kan dolasimi… Ilk yardim mantrami (duami) defalarca tekrar ettim. Adrenalin kafamda sarkilar söylüyordu, soluk soluk parlayan bir ugultu. Temel ilkyardim egitimi almistim ama süphesiz bir arkadasimin üzerinde ve gerçek bir travmada hiç çalismamistim.
Beth güçlükle soluk aliyordu, sesi hisirtili ve ümitsizdi. Kafa yaralanmasina ek olarak, kirik bir kol ve bilek gözüküyordu. Yalniz basina olan tirmanisçi imdada yetisti, hayati önemi olan omurgayi hizalamak için Beth’i sirtüstü döndürmeye yardim etti. Sonra hizla yardim çagirmak için tepeden asagi bekçilerin kulübesine kostu.
Dizimle sol omzunu yukari dogru destekleyerek Berth’i düz tutuyordum. Nefes yolunu açik tutmak için kafa yatik çene çikik pozisyona getirdim. Kafa yaralanmasi yüzünden ellerim kandan yapis yapisti. Günesin altinda çok sicak olmustu. Hava toprak, ter ve kan kokuyordu.
Sonrasinda yasadigim hayatimdaki en uzun dakikalardi. Beth defalarca nefes almayi kesti. Titriyordu ve sanki vücudunun içinde onu tehdit eden bir seyle savasiyormus gibi çenesini kilitlemisti. Ölmekte oldugunu düsündüm. SIk sIk agzini açik tutmak ve nefes yolunu tayin etmek için gözlemliyordum. Deli gibi yeniden ayarlamadan önce kulagimi agzina yaklastirarak bir sonraki nefes alip verisini duymayi bekliyordum. Içimden Allah’a yasamasi için dua ettim. Onun çok güçlü oldugunu, benim hiçbir zaman olamadigim kadar güçlü oldugunu söylüyordum ve nefes almasi için yalvariyordum. Sorumlulugu üzerimden almasi için yardimin gelmesini istiyordum.
Iki tirmanisçi yukariya dolandi, sonra sonbahar yürüyüsüne çikmis olan izinli bir doktor belirdi ve solunum yolu isini ele aldi. Saglik görevlilerine bakmak için tepeden asagi kostum. Kazadan yirmi dakika sonra Beth’in bilinci açildi. Nerde oldugunu ögrenmek istedi. Agladi, eve gitmek istiyordu. Ayaga kalkmaya çalisti ancak bacaklari alakasizdi. Erkek arkadasini aranip durdu.
Arama kurtarma ekibi yarim saat sonra onu götürdü. Sonra ben agladim, kaybin müthis agirligini hissediyordum ve zihinsel yorgunlugumu birakiyordum. Tek basima, “Buna degmezdi. Hiç bir þey buna degmez” diyerek bögürdüm.
Benim o an açiga vurduklarimi tasdik edecek kimse yoktu. Bu kaza yada benzerleri ugrasimizin görkemini sifirlamaktadir. Dagcilar etik hakkinda konusurlar ve tirmanisin ne anlam ifade ettigi ve tirmanisin ne oldugu. Beth götürülürken sanki birisi tutkumu da almisti ve anlami bosaltilmis bir saçmalik, huysuz bir çocugun oyunu haline gelmisti.
Bugün Beth belden asagisi felç olmus durumda. Omurgasi birkaç yerden kaymis halde ve omuriliginin neredeyse tamaminin hasar aldigini gördü. Kirik parmaklar, kirik bir sag üst kol, kirik bir dirsek kemigi ve elin acisini çekiyor. Hala kendi kendine hareket edebilmek Beth’in hayatinin odak noktasi olmus durumda. Su an siradan hareketleri yapabilmek zor. Tirmanisa geri dönme planlari ufukta belli belirsiz, belki El Capitan’a bir gezi. Kayak yapmak ve el bisIkleti Beth’in rekabetçi dürtüleri için muhtemel çikis noktalari. Beth günlük engellere ve bezdirici fizyo terapiye cesurca dayaniyor. Ancak su an için, zamaninin ve enerjisinin çogu kronik agrilarla ugrasmakla geçiyor.
Onun etrafindakiler bu dalgalanma etkisini yasadilar. Benim için, mutlak masumiyet bitmistir. Kazadan beri, ne zaman birilerini ipsiz tirmanirken görsem yada uçurumun kenarinda oturuyorsa gerilirim. Izlemek için duramam. Bazen tirmanirken merak ederim böyle bir felakete neden olabilecegi zaman bu i$teki amaç nedir diye. Bazen en meziyet istemeyen tirmanis anlarinda ölüm korkusu ele geçirir beni. Imkansiz gözüken olmus gibidir. Büyü bozuldu, ateþ düþtü.
Çev: Demir Aydemir
Climbing Aug 1999 |
|