|
Burada Olanlar |
|
Şuanda 1 misafir bağlı |
|
|
Demavent Yaz Tırmanışı (2002 Ekim) - Zirvedak |
Demavent 2002 Ekim Demavend Demavend tırmanışının hikayesi Merhaba Zirveciler ve Sevgili Doğaseverler, Dört yıllık Zirve Dağcılık Grup ve Kulüp dönemlerinin son hedefini de gerçekleştirerek Demavend Dağı tırmanışını gerçekleştirerek döndük. Kulübümüzün ikinci yılını tamamlayacağımız bu günlerde gerçekleşen bu etkinliğin başarı ile tamamlanması bizler için çoık önemlidir. Çünkü dört yıl önce doğa yürüyüşlerinden yüksek irtifa ve ihtisas dağcılığına geçmeye karar verirken, karşı çıkanlar, dudak bükenler, dalga geçenler olmuşdu. Ancak ben ve arkadaşlarım yılmadık, çalıştık ve bugün geriye baktığımızda kısa zamana anlamlı ve özverili başarılar sığdırdığımızı görüyoruz.
Yönetim Kurulu üyemiz Ayhan Karaca' nın da belirttiği gibi Erciyes, Kaçkarlar, Aladağlar, Ağrı Dağı ve ardından da İran' daki Demavend Dağını hedeflemiştik. Aslında bu dağların tümüne bir senede ulaşabilirdik. Ancak eğitimilerini alarak, malzeme açısından kulüp ve üyelerimizi geliştirerek, sindire sindire ve her metreyi hazmederek yükselmeyi hedefledik. Sanırım doğrusu da buydu. Böylece bir kaç kişinin başarısının dışında büyük bir ekibe ait bir başarı oluşacak ve ZİRVE RUHU gelişecekti. Şimdi faaliyetlerimiz öncesinde ve sonrasında oluşan havaya bakıyorum, bu ruh oluşmuş ve biz artık büyük bir takım olmuşuz. Çıkan ekip ile birlikte çarpan yüreklerin sayısı yüzlerle ifade ediliyor. Her an desteğiniz yanımızda hissediliyor. Bu nedenle hepinize sonsuz teşekkürü borç biliyorum. Sağolun ve hep zirve de kalın.. Gelelim Demavend hikayemize.. 02 Ekim Çarşamba günü, ben Orhan Kozan, Uğur Dursun ve Necmi Ertenü' den oluşan üç kişilik ekibimiz sevenlerimizin uğurlaması ile İzmir otogarından saat 12.00 de Meteor Turizme ait otobüse binerek Doğubeyazıt'a hareket ettik. Arkadaşlarım zirve dağcılık etkinliklerinde benimle çok şanslı olduklarını söylerler. Bu seferde şanslı başladık ve genelde şanslı gidecekdi. Otobüsde arkamızda oturan iki kişinin ten renklerinden İran'lı olabilceklerini düşünüp, döndüm ve sordum. İran Azerisi İzmir' de öğrenim gören Ali Heydary ve Reza Ahmadpour olduklarını öğrendik. O andan itibaren Doğubayazıt' a kadar yol boyunca İran ile ilgili bir çok bilgi, davranış kuralları ve günlük hayatta kullanmamız gereken sözcükler ile ilgili bilgi aldık. 3 Ekim Perşembe günü saat 14.00 de Doğubeyazıt'ta indik. İran' lı arkadaşlar biletlerini Gürbulak olarak kestirmişler. Biz ise Doğubeyazıt olarak kestirdiğimiz için sınıra kadar ayrıca 2 milyon tl. minibüs ücreti ödemek zorunda kaldık. Onlar ödemediler, firma onların ücretini karşıladı, bizim bilmiyorduk itirazlarımızı kabul etmediler. Sınırda Ali ve Reza' nın destekleri ile kolayca pasaport kontrolunden geçtik. Bu arada Federasyondan aldığımız Demavend çıkış iznini göstererek 50 dolarlık çıkış harcını da vermedik. Sınırdan İran tarafına geçerken İran ' lı muayene memurlarına "Ma kühneverdi hestim" yani biz dağcıyız dedim. Bana "Alpinistttt? "dedi , bende "Yes, Alpinisttt" dedim ve sırtımızdan 80 litrelik çantaları bile indirmeden geçtik. Reza ve Ali' nin küçüçük el çantaları didik didik arandı. İran' da Dağcılık ata sporu gibi görülüyor ve son derece de saygı gösteriyorlar. Aynı zamanda turist muamelesi görüyorsunuz. Reza dolarlarımızı bozdurmakda yardımcı oldu. Sahte veya eksik para riskine karşı onların desteği iyi de oldu.( 100 Dolar =79.500 Tümene bozdurduk. İran'da para birimi Riyal ama bir sıfır atılmış ve tümen piyasaya oturmuş. Paralar yine riyal ama bir sıfır eksik okuyorsun ve tümen yada tüman diyorsun. Sanırım psikolojik bir etki yaratılmış. ) Daha sonra sınırı geçmekte olan ve daha önceden tanıdığı İran Seyro Sefer firmasına ait otobüsün şoförü ile de bizim adımıza pazarlık yaptı. Tahran' a kadar 10 milyona anlaştık( 5.000 tümen ). Bizi otobüse bindirip onlar taksi tutarak Tebriz' e hareket ettiler. Saat 19.30 ' da Gürbulak sınır kapımızın İran tarafındaki Bazargan 'dan ayrıldık. Volvo marka bir otobüs ile Maku, Tebriz, Zencan yolu ile Tahran'a gidiyoruz. 15 dakika da iki kez arandık. Pasaportlarımız toplanıyor ve otobüse resmi görevliler girerek arama yapıyorlar. Bu aramaların birinde pasaportlar toplandı ve gitti. Biraz sonra asık suratlı bir resmi görevli elinde Necmi' nin pasaportu ile otobüsü ile bindi ve kimin bu diye gösterdi. Necmi ve biz işte şimdi yedik ayvayı yedik diye koltuklara kaçırmak üzere iken sorunun nedeninin bize sınırdan geçerken verilen ve kaybolmasın diye cüzdanımıza aldığımız küçük pusulayı sorduklarını anladık. (Yeri gelmişken o kağıdın iyi saklanması lazım. Eğer kaybolursa çıkışda sorun yaşanıyor. Yabancılar polisine giderek hangi kapıdan ne zaman giriş yaptığını ispat yükümlülüğü gerekiyormuş. Kaybetmek ülkeden geri çıkışı zorlaştırır, gitmeyi düşünenler o kağıda gözü gibi baksınlar..) Gece küçük bir kasaba da mola verdik. Lokantanın tuvaletinde ikinci şokumuzu yaşadık. Bayanlar tuvaleti yetersiz olduğu için Bayan yolcular da bizimle birlikte Erkekler tuvaletini kullanıyorlardı. Uğur'un beklediği WC kapısından çıkan bayanı gördüğü anki yüz ifadesi hala aklımızda. Hiçbir şey olmamış ve her zaman aynı wc yi birlikte kullanıyormuş gibi rahat halleri bizi oldukça şaşırttı. Ama daha sonra bir daha böyle bir olay yaşamadık. 4 Ekim Cuma günü sabah 09.50 de Tahran' dayız. Şehir trafiğinde ilerleyerek 10.30 gibi Arjantin Terminalinde iniyoruz. Buradan 2500 tümen vererek taksi ile Pars Otogarına gidiyoruz. Burada ise Demavende gidecek minibüsü bulmakta zorlanıyoruz. Demavand isimli bir de kasaba var. Bizi oraya göndermeye kalkıyorlar ama biz Reine yada Polur'a gitmek istediğimizi zorlukla anlatarak eski bir minibüse biniyoruz. 3500 tümen Bagaj dahil ücret ödeyerek. Polur'a geliyoruz. Yaklaşık iki saatlik bir yol. O dolmuş da da İran'lı bir dağcı var ve Demavend' e gidiyor.Onunda adı Ali ve Polur' da inince birlikte son alışverişlerimizi yapıyor ve onun yardımı ile kolayca jeep tutarak Reine' ye uğramadan 3100 metredeki Gussfan-Sara' ya ( Koyun Evi ) ulaşıyoruz. İran ile normalde 1.5 saatlik bir saat farkı var. Ancak ileri saat uygulamamaız nedeni ile bu tarihte farkımız yarım saat. İran saati ile 15.00 de 3100 metredeyiz. Burada bir gece kalmamız gerekli, yaklaşık 52 saatdir yoldayız ve hem çok yorgunuz, hem de aklimatizasyon için bu irtifa da bir gece yatmamız önemli. Ancak Ali bir an önce 4200 kampına çıkmamız için ısrar ediyor. Kendi zamanı kısıtlı olduğu için bizimle çıkıp inmek istiyor, bize bu irtifada kalırsak oradaki görevlilerin para istekleri ile karşılaşabileceğimizi, soru soranlara cevap vermememizi ve sadece kendisinin konuğu olduğumuzu söylememizi tembihliyor. Ama Federasyon görevlisi gençler ellerindeki yazıyı bize göstererek 20 Dolar vermeden dağa sokmayacaklarını belirtiyorlar. Çaresiz kişi başı 20 doları ödüyoruz. Ali' den almıyorlar.Sadece yabancı dağcılara uygulanıyor. Daha sonra katır ve rehberlik karrşığı 100 dolar talep ediyorlar. Bakıyoruz ki Ali haklı çıkıyor. Hemen çantaları yüklenip tırmanışa başlıyoruz. Ancak yorgunluğumuzun üstüne 25 kiloluk çantalar ile 4200 metereye ulaşmak mümkün olmuyor. 3700 metrede çadır kurarak geceyi orada geçirmeye karar veriyoruz. Ali vakti kısa olduğu için bize veda ederek devam ediyor. Çadır kurmak için yer bulmakta oldukça zorlanıyoruz. Bir kilometrelik bir alanda oldukça elverişsiz bir yer ancak buluyor ve çadırı orada kurmak zorunda kalıyoruz. 3500 metrede birkaç güzel çadır yeri vardı ama oralar aşağılarda kaldı. Yeniden inmeyi göze alamıyoruz.Çadırı kurduktan sonra ocağı yakıp birer çorba içiyoruz. İlaç gibi geliyor. Birşeyler yemeye çalışıp, bolca sıcak sıvı alıyoruz. Yorgunluk ağır basıyor ve üçümüz aynı çadırda ve bozuk bir zeminde uykuya dalıyoruz. Tahmin edildiği gibi rahat bir gece olmuyor. Bozuk zemin yüzünden sabaha kadar bir o yana bir bu yana dönerek ve birbirimizin üstüne çıkarak kötü bir gece geçiriyoruz. 5 Ekim Cumartesi sabahı erken kalktık. Biraz sıvı ve kahvaltı sonrası çadır ve çantalar toplandı. Yukardan dönenler ile sohbet ve resim çektirmenin ardından tekrar çıkışa başladık. Demavend' in Güney-Batı rotası olan bu yüzden çıkışta patika çok belirgin. Kesinlikle rehbere ihtiyaç yok. Büyük taşların üzerinde Farsça ile bir şeyler yazılı, anlamıyoruz. Ama dağlardaki "baba" diye tabir ettiğimiz işaretlerden daha etkili olduğu kesin. Bize yol gösteriyor. Bir saat sonra Bergah-Sevvum adı verilen 4200 metredeki Sığınağın önüne dikilen Bayrak direği görülüyor. İran Bayrağı dalgalanıyor. Henüz sığınağı göremiyoruz. Bir saat daha oldukça dik patikayı izledikten sonra Bergah-Sevvum adı verilen yarım silindirik üstü Galvaniz kaplı sığınağa geliyoruz. Sığınak yanına gelene kadar gözükmüyor. 40 yıl önce yapılmış. 40 metrekare civarında bir zemini kaplıyor. içerisinde 4 adet bitişik ranza var ama gerektiğinde ranzalarda 20 kişi yatabilir. Ayrıca yerlerede mat serip yatılıyor. Çevresinde çadır kuracak düz alanlar mevcut. Gündüz saatlerinde ince akan su var. Geceleri buzlanma nedeni ile akmıyor. Ama biz orada iken gündüzleri de soğuk nedeni ile fazla akmadı. İki adet de WC var. Dışarda Bayrak direğinin önü sembolik tören yeri olarak düzenlenmiş ve bazı plaketler çakılmış. Bizde burada daha sonra pankart ve bayraklarımız ile fotoğraf çekimleri yaptık. 3. Shelter (Sığınak) adı verilen bu yer oldukça kalabalık. Almanlar ve İranlılar kalabalık bir grup halindeler. Ancak biz dönmek için yer boşaltan Almanların yerine yerleşerek Ranzalarda yer buluyoruz. Çadır kurmayacağız. Çevreye uyum sağlamaya çalışıyor, ingilizce, Türkçe ve Farsça hatta birazda tarzanca karıştırarak sohbetler yapıyoruz. Makarna ve puding yapıyoruz. Bolca çay, kahve içip moral depoluyoruz. Benim klasik boğaz sorunum yutkunma güçlüğü ve şişme oluşuyor. Sabaha zirve denemeye karar veriyoruz. Yağmur beklentisi var. Hava oldukça rüzgarlı ve sert esiyor. Hava şimdilik açık ve güneşli, havada yer yer bulut var. ama bulutlar rüzgar nedeni ile o kadar hızlı hareket ediyorki, bir dakika ara ile çekilen fotoğraflarda bunu izlemek mümkün oluyor. Akşam saatlerinde bulutlanma çoğalıyor. Genel durumlarımız iyi, sabah erken kalkıp zirve denemeye kesin kararlıyız. Bir İran'lı ve bir Çek iki gençde bizimle gelmek istiyorlar. Sabah 04.00 de kalmak için anlaşıp yatıyoruz. Ancak yine rahat bir gece olmuyor. Sanırım tam aklimatize olamadık. Yarı uyanık bir gece geçiriyoruz. Sabah benim boğazım daha kötü, Necmi'nin ise başında ağrı var. Sessizce hazırıklarımızı yapıyoruz. Uğur'un ısıttığı su ile çay içiyoruz. Ben boğazımı yumuşatabilmek için daha fazla sıvı alıyorum. Tylolhot isimli grip ilacımı da sıcak su ile alıyorum. Yapabildiğimiz kadar kahvaltıda yapıyoruz. Tek çanta alıp, sıra ile taşıyacağız. Benim Tırmanış çantamı yiyecek, su ve yedekler ile doldurup 05.00 de tırmanışa başlıyoruz. Shelter'e zirveye doğru arkanızı döndüğünüzde sağdaki sırtı kullanıyoruz. Yavaş yavaş yükseliyoruz. Rüzgar çok sert esiyor, vücudumuzun açıkta kalan yerleri sadece yüzümüz. Burnumuzu bazen hissetmeyecek hale geliyoruz. Ben her duruşda sıcak sıvı alıyorum. Boğazım kullandığım pastil ile de yumuşamaya başlıyor. Ancak diğer arkadaşlar, fazla sıvı almıyorlar. Benim boğazım dezevantaj iken, sıvı almamı zorladığı için bu hava şartlarında avantaja dönüşüyor. Uğur ve Necmi' nin ellerinde ve ayaklarında uyuşmlara başlıyor. Zaman zaman dönmeyi düşünüyoruz. Küçük molalar için rüzgar almayacak yer bulursak kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Buralarda fotoğraf çekmek için eldivenlerimizi çıkartmak bile oldukça tehlikeli oluyor. Yer yer buz kütlelerinin yanından ve oldukça dik yükselmeye devam ediyoruz. Rakım yükseldikçe kayalar yerini çarşaklara bırakıyor, eğim dikleşiyor ve rüzgarda sertliğini artırıyor. 5300 lerde Kükürt çıkan bölgedeyiz. Rüzgar sayesinde kükürt kokusundan çok etkilenmiyoruz. Biraz daha yükseldiğimizde Bulutlarında etkisi ile görüş mesafesi azalıyor. Artık bir an önce zirve yapıp dönme arzusu ağır basıyor. İran'lı öne geçiyor, onu Çek izliyor biz disiplinden kopmamaya özen gösteriyoruz. Ama bizimde aramızdaki mesafe açılıyor. Önde Uğur var ben dördüncü sıradayım. Arkamdan Necmi geliyor. Her ikisinide göz mesafesinde tutmaya çalışıyorum. Bu esnada çanta taşıma sırası Necmi'de, Necmi çantanın ağırlığından şikayetçi ve dönüşde almak üzere bir yere bırakmak istiyor. Su yiyecekler ve pankartlar çanta da olduğu için sessiz kalıyorum. Bu arada zirve gözüktü. Kayalık bir alan, sed gibi duvarlar ile çevrili ama hala zor bir etap var. Biraz daha ilerledikten sonra İran' lı ve Çek'in döndüklerini görüyorum. Zirve yapmışlar ama rüzgar ve soğuk nedeni ile orada bizi bekleyememişler. Onların zirveden gelişklerini ve Uğur'u çıkışını görüntülüyorum. Çok az kaldığını söylemeleri bizi cesaretlendiriyor. Devam ediyoruz. Biraz sonra Uğur' da Zirve yapmış dönüyor. Biraz aşağıda daha az rüzgar alan yerde bekleyeceğini söylüyor. Ellerimiz hava da buluşuyor ve ben devam ediyorum. Bir kaç dakika sonra zirvedeyim.Saat 12.15' i gösteriyor. Üç tarafı kapalı sayılabilecek duvarlı bir yer , zirve izlenimin vermiyor. Ama korkunç bir soğuk ve rüzgar var, hemen dönüşe geçiyorum. Necmi' nin geldiğinden emin değilim. Henüz zirveden 50 metre ayrılmadan Necmi' yi görüyorum. Çantayı aşağıda bırakmış ve son bir gayret ile oda zirveye çıkıyor. Baş ağrısı artmış ve sanırım en kötü durumda o. Çanta ve pankartları bıraktığı için onunla tekrar dönmüyor ve kontrolde tutabilmek için sadece biraz yavaşlıyorum. Uğur'un yanına geldiğimde zirvenin yaklaşık 100 metre yakınındayız. Ama daha az rüzgar alıyor ve burada fotoğraf çekiyoruz. Hemen inişe başlıyoruz. Uğur ve Necmi' nin el ve ayaklarında Frozbit ( Lokal Donma ) var. Necmi daha yavaş hareket ediyor. Uğur' a hızlanabileceğini bizim Necmi ile yavaş yavaş ineceğimiz söylüyorum. Çantayı bırakılan yerden ben alıyorum. Necmi ile beraber kontrollü bir şekilde inişe devam ediyoruz. İrtifa alçaldıkça Necmi kendini daha iyi hissediyor. Bir yerde oturup dinleniyoruz. Uğur Shelter'e varmak üzere, oda zaman zaman bize bakarak bizi kontrol ediyor. Duyarlı partnerlere sahip olmak oldukça güzel. saat 15.00 civarı bizde Shelter'e varıyoruz. Tebrik faslını Uğur'un hazırladığı sıcak su ile çay keyfi ve makarna yemeği takip ediyor. Daha sonra ranzalarımızda dinlenmeye çekiliyoruz. Bu geceyi burada geçireceğiz. Yarın dönüş başlayacak. Bu gece yorgunluk ile daha güzel uyacağımızı sanıyorum. Telefonlarımız sınırdan beri kapalı olduğu için aklımız aklı bizde olan sevdiklerimizde, zorda olsa hedefimizi gerçekleştirmiş olmanın mutluğu ile uykuya dalıyoruz. 7 Ekim Pazartesi günü rahat bir gece geçirmenin keyfi ile geç kalktık. Çıkarken çantalarımızı kendimiz taşımıştık. Daha fazla yorulmak istemediğimiz için bir gün önca inenler ile katır çağırmıştık. Çanta başına 5000 tümen vererek rahat bir iniş yaptık. Gussfan-Sara ( Koyun Evi ) 'nde Masoud Bayeh'in yardımı ile taksi tuttuk. Tahran' a kadar 12.000 tümene ( yaklaşık 25 milyon lira ve iki saatlik bir yol ) anlaştık. Tahran'a gelince Ferdosi meydanına yakın Ferdosi Hotel' e yerleştik. Ertesi gün Tahran Türkiye Büyükelçiliğini ziyarete giderek yanımızda götürdüğümüz Fıstık çamını elçiliğin bahçesine tören ile diktik. Tahran Büyükelçiliğimiz 3. Katibi Tunç ANGILI, Bakanlık Ateşesi Murat SEZGİN ve diğer çalışanlardan büyük bir ilgi gördük. Ateşe Murat Sezgin fidana EGE AĞACI adını verdi ve Büyükelçilik bayrak gönderinin karşısında güzel bir yere dikti. Tahran' ı gezdik, alışveriş yaptık ve 9 Ekim Çarşamba günü dönüşe başladık. İzmir' e direk otobüs yok. Ankara içinde iki gün beklememiz lazımdı. Bizde İstanbul arabasına bilet aldık. İzmit'te inerek İzmir arabasına bindik ve cuma akşamı 20.15 de garajda idik. Saat farkı ile yaklaşık 55 saatlik yorucu bir yolculuk sonrası sevdiklerimiz tarafından karşılanmak güzeldi. Kızlarımın boynuma sarılması herşeye değdi. Bir anda ne yorgunluk kaldı ne başka şey. Yanımda sevdiklerimiz aklımızda yeni hedefler evlerin yolunu tuttuk. Tahran ve İran 'da yaşadıklarımızı ve çıkışımızın resimli romanını yakında düzenleyeceğimiz slayt gösterisi ile sizlere iletmeye devam edeceğiz. Fotoğraflarıda yarından itibaren sizlere göndereğim. Ayrıca yakın zamanda İran' a gidecekler için püf noktaları olacak bilgi demeti de hazırlayacağım. Bu bilgiler sitemize de yerleştirilecek ve sonraki çıkışlara rehber olacak. Evet yeni hedefler açıklama zamanı. Onuda en kısa zamanda yapacağız. Sizler eğitim ve tecrübenizi artırmaya bakın bir an önce. Çünkü hedefte 7000 ve 8000 likler gözüküyor. ZİRVECİLERE DÜNYANIN ZİRVESİ YAKIŞIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM... Ne dersiniz?.. Selam ve sevgilerimle zirve tadında kalınız.. Orhan Kozan http://orhankozan.sitemynet.com/zirveci_orhan/id4.htm From: ayhan karaca Date: Tue Oct 8, 2002 10:23 am Subject: ZİRVE DAĞCILIK KULÜBÜ İRANIN EN YÜKSEK NOKTASINDA !!!!!!!!!!!!!!!!!!!! ayhan_karaca Offline Send Email Remove Author | Ban Author Sevgili zirveciler ve sevgili arkadaşlar, Bundan tam 3 yıl önce sevgili Başkanımızın bir hedefi vardı,Kaçkar,Erciyes,Aladağlar ve Ağrı'dan sonra 2002 yılında İranın en yüksek noktası olan (5671 mt) demavend dağına zirve bayrağını çıkarmak, ve bu hedefler şu anda gerçekleşmiş bulunuyor.İnanıyoruz ki hedefler hiç bir zaman durmayacak ve hep daha yükseklere doğru devam edecektir. Bu sabah Başkanımız Orhan Kozan ile yapılan telefon görüşmesi neticesinde, 06.10.2002 pazar günü 8 saat süren,saatte 70 km süratle esen fırtınada ve -20 derecede yapılan zirve denemesinde,Başkanımız Orhan KOZAN,Yön kur.Üyemiz Uğur DURSUN ve kulüp Üyemiz Necmi ERTENÜ,İranın en yüksek noktası olan (5671 mt) Demavend zirvesine ulaşmayı başararak,Zirve Dağcılığın hedeflerini dahada yükseklere taşımışlardır.Tırmanış sırasında uğur ve Necmi'nin parmaklarında donma hissi ve tehlikesi oluşmasına rağmen tırmanışa devam etmişler şu anda her ikiside iyi herhangi bir olumsuz durum yok.Arkadaşlarımız şu an da Tahran da Büyükelçilik binasındalar ve bu faaliyetin anısına büyükelçilik bahçesine Zirve dağcılık adına bir adet fıstık çamı dikiyorlar.Bir terslik olmazsa 10 ekim 2002 perşembe günü izmirde olmalarını bekliyoruz.Hiç şüphesiz hepimiz arkadaşlarımızla gurur duyuyoruz,Onların bu başarısı hepimizi dahada motive ediyor ve onların duyduğu mutluluğu kalplerimizde hissediyoruz. Bu haberi zirvelist ve zirvedak mail guruplarına üye olmayan arkadaşlarımızada iletelim ve zirve dağcılık ruhunun herzamanki gibi bütünleşmesini sağlayalım. hepinizin adına arkadaşlarımızı bir kez daha kutluyorum ve sağ salim izmir'e ulaşmalarını diliyorum.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen siteye giriş yapınız ya da kayıt olunuz. |
|