Ana Sayfa
Kızlarsivrisi Kış Çıkışı (Bry) 25.03.2007
Yazı Index
Kızlarsivrisi Kış Çıkışı (Bry) 25.03.2007
Sayfa 2

Araclara yetisme durumumuzu kamp ve senlik sorumlusu Hakan beye ilettim. Ve
rehberlerle gorusup degerlendireceklerini soylediler. Saat 17.30 da yapilan
toplantida iki farkli rotadan tirmanis yapilmasi kararlastirildi. Kalkis
saati belirlendi. Tirmanis ise bir saat one yani bese alindi. Bence yeterli
degildi. biz rotaya girmeden gunes dogmus olacakti. Ve kimbilir kampa kacta
donecektik.

Kararmakta olan hava, gokyuzundeki yildizlara ve aya inat sogumasini
artirmaya devam etti. Sanki gokyuzunde binlerce yildiz ve ay isIklarini
daga cevirmis bir sunum gerceklestirmeye hazirlanir gibiydiler...

Dagitilan kumanyalar acildi. Ton baligi, konserve ve krem helvadan olusan
setin konserve kismi tuketilip, zirve yuruyusunde yenecekler hazirlandi. Ve
tek tek elden gecerek canta hazirlandi sonra.

Uzak konusma sesleri yavas yavas kesildi. Ayhan'in ucak sesi cikararak
calisan ocagi son karlari eritip sessizligi sagladiginda, gunun yorgunlugu
yerini zirvenin heyecanina ve tedirginligine birakarak goz kapaklarimi
agirlastirdi...

Saatim calmadan uyandim. Yol icin gerekli hazirliklar tamamlandi. Kahvalti
yapilip caylar icildi. Buz gibi botlar giyilip yola dizilenlerin arasina
karisildiginda saat bes olmak uzereydi. Kafa lambalari uc degil; bir sira
nokta gibi dizili, geceyi aydinlatarak yurumeye basladik.

Dagin etegine dogru yaklastikca gun yuzunu gostermeye basladi. Ve gece
yitti, beyazlik kaldi.

Bir sure sonra ekipler ayrildi. Bizim ekip 31 kisi ile dagin eteginden
ilerlemeye devam ederek iki numarali rotaya yoneldi. Diger rota ise dort
numarali rota ve biraz daha dikti. O rotaya gidenlerin arasinda bizim
ekipten Ozkan ve arkadaslari Hayati ile Fatih vardi.

Sert kar her admda sertlegini daha artirmaya basladi. Ve ekibin icerisine
kramponsuz olarak karismis Tery, kazmasi ile kendine basamak yaparak
ilerlemeye calisiyor. Kramponlar takildi, kazmasini daha cikarmamis olanlar
kazmasini aldi. Buzda bir sure yukselen ekipte, arkadaslar ile kopmadan
yavas yavas zirveye yurumemizi surdurduk. Ilk kis zirvesini yapmakta olan
Suna ve Sukran her hangi bir zorluk yasamadan tirmanmaya devam ettik.

Bir sure sonra arkada bir grup kopmaya basladi. Yakinlasan zirve yonunden
bastiran sis eger dagilmazsa inme dusunceleri soylendi. Korkulan olmadi
yavas yavas acilan yolda zirve gorunur gibi oldu...

Sirta cikmistik artik. Uzakta zirve kutusu bile gorunuyor belli belirsiz
sisin arasindan. Saat 11.40. Ve iste zirve. Sarilip kutluyoruz birbirimizi.
Zirve defteri yazma keyfini Sukran?a birakiyoruz. Defteri ve isimleri
yaziyor, imzaliyoruz. Arkadan Mithat?ta geliyor. Sorun cikaran kramponu
nedeni ile biraz gecikmis.

Bizden 1.5 saat once gelmesi beklenen dorduncu rota yolculari bizden sonra
ulastilar zirveye. Sonra cekilen fotograflar, icilen sicak caylar ve ekmek
arasi helva partisi. (Sevgili Arkadaslarimizin Uludag'daki partileri ve
sicak sarap yudumlamalarinin mesaji ise inis yolunda telefonun cekmeye
basladigi bir yerlerde gelecekti.)

Zirve seramonisini bitirmis, karnimizi doyurmustuk. Yolcu yolunda gerek
diyerek saate baktigimizda 12.15 gibi zirveyi terkettigimizin notunu dustum
bir yerlere. Inis icin yola cikan rehberin ardi sira, kuzey dogu rotasindan
yavas yavas ve gunesten yumusamis karlara bata cika giderken cikis ile
orantilandiginda bu kadar uzun bir donus olacagini hic birimiz bilmiyorduk.

Zaman ilerledikce kampa ulasacagimiz zaman konusunda tereddutler yasamaya
basladik. Oysa biz aksam 19.30 da otogarda olmaliydik. Hatta aklimizin bir
kosesinde Sisci Ramazan bile vardi.

Yol bitmek bilmiyor. Zaman cok ilerledi. Uludag?da ki Nurten?e ulasiyorum,
telefonun cektigi bir yerden. Ve Metro Turizmi arayarak bileterimizi
erteletmesini rica ediyorum. Ve sebeke kayboluyor.

Kamp gorunurde yok. Yuruyoruz. Telefonda cekmiyor, Nurtenle haberlesme
kopuk. Dag sol yanimizda yukseliyor. Farkli yollardan gelen ekipler var,
beyazliklarin uzerinde hareket halinde karaltilar var.

Kamp gorunurde yok. Tipi basladi. Boncuk gibi kocaman kocaman yagiyor. Bu
sekilde devam ederse cadirlari toplamak ve traktorlere kadar gitmek zor
olacak. Kacti bizim otobus...

Onumuze cikan bir tepeyi inmeye basladigimizda asagida bizim cadirkent
gorunuyor. Bir oh cekiyorum ama, otobuse yetismek zor gibi...

Bir taraftan cadirlari toplamaya basliyoruz. Ekipten arkada kalan kimse yok.
Tipi biraz yavaslayarak devam ediyor.

Todosk'lu arkadaslar ile konusuyorum. Onden toparlanip gitmek istediginmizi
ve mumkunse kucuk araclardan biri ile otobuse yetismeye calisacagimizi
soyluyorum. Saat 17'ye geliyor. Tamam diyorlar. Ve cantalar cadirlar
toplaniyor hemen ve traktorlerin oraya yurumeye basliyoruz. Nurtenin mesaji
bu arada geldi, telefonun cektigi bir yerde. Biletlerin yenilenmesi icin
seri no vs istiyorlarmis. Simdi bu dagin basinda bu sanki cok kolay gibi...
Kar artik yagmiyor. Ama programda yazan 14.00 Antalya'ya hareket sozunu
animsiyor ve gulumsuyorum..

17.30 traktorlerin oradayiz. Cantalar yukleniyor ve biz ve baskalari
dolusuyoruz camurlu ayaklarimizla. Buyuk Soyle koyu bir turlu gorunmuyor ve
bir turlu yol bitmiyor.

Artik cekmeye baslayan telefonum acarak, bir o tarafa bir bu tarafa sallayan
traktorun dusmeye yakin bir yerlerinde otogara ulasmaya calisiyorum,
olmuyor. Sonra arkadasim Mehmet Ali aradi. Antalyaya erken donersek
gorusuruz diye sozlesmistik. Ama durum onu gosteriyordu ve gorusemeyecek
gibiydik. Daha koye bile ulasamadigimizi soyleyerek yardim istedim. Otobus
firmasini saati soyleyerek erteleyebiliyor ise ertelemesini, yoksa otobusu
bekletmesini rica etttim.

Koydeyiz. Kosusturmaca icerisinde minubus soforunu bulup yerlesmeye
calisiyoruz. Ve yola ciktik. Saat 18.30. Mali ile gorusuyorum. Biletleri
yenilemiyorlarmis. Tekrar otogari ariyorum. Yok. Biletleri yakiyorlar. Rica
ediyorum araci bekletin o zaman biraz diye. 15 dakika bekletiriz diyorlar
terminal disinda. Yetisemeyiz. Neredesiniz diyorlar. Elmalidan ciktik
diyorum. Oysa Elmali'ya gelmedik ki daha...

Nihayet saat 20'ye kadar bizi beklemeye karar veriyorlar. Kepezde ve trafik
kontrol noktasinda bekleyecekler. Mali'yi arayip durumu soyluyorum. Ve oraya
giderek araci bekletmesini, oyalamasini rica ediyorum...

Daga cikarken bu kadar yorulup, stres yapmamistik...

Yol bitmiyor. Son 40 km sofor ariyor ne kadar kaldi yolcular soyleniyor
diye. Geldik diyorum. 20 km sonra oradayiz.

Bizim minubus hiz yaptikca Ayhan arkada dualar edip bir ayagi ile surekli
fren modunda sofore soylenmeye devam ediyor bu arada...

Ve iste kepez. Trafik isIklari yesile donmuyor. Otobus karsida gorunuyor.
Bir kisim yolcular geziniyorlar yol kenarinda. Mehmet Ali, benim sevgili
dostum soforle sohbet halinde. Sariliyoruz. Iki kucuk cumle, hal hatir sorma
ve ayriliyoruz.

Oturdugum koltukta agir agir tozluklari ayagimdan cikartirken, bizim araca
yetiserek gol attigimiz o saatlerde, Antalyasporun?da Fenere gol attigini
duyuyorum ve gulumsuyorum...

Ayni gulumsemeyi ben zirvede de yasamistim. Sizlerde yasayin. Yuzunuzde hep
gulumseme olsun.

Butun ekip arkadaslarima sonsuz tesekkurler.

Cem Ergun




Bu makaleye ilk yorum yazan siz olun.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen siteye giriş yapınız ya da kayıt olunuz.



Son Güncelleme ( Thursday, 08 March 2007 )
 

UYARI: Rotalar.comda anlat?tkinlikler, oldukç¡ ciddi yaralanma hatta ? riski ta?d?erli teknik ve mental seviyeye ula?kesinlikle b?si etkinlikleri ger祫le?iniz. Bu t?kleri ?mek, ?sinde yeterli fiziksel ve teknik birikimi ve deneyimi gerektirir. Bu sitenin i祲i𩬠benzer etkinliklerde olu?las?lar iç©® herhangi bir sorumluluk kabul etmez