|
01.01.07 tarihinde Istanbul’dan hareketle otobusle Aksaray’a yola ciktik. Sabah indigimiz garajdan gene burdan temin ettigimiz bir minubusle Helvaderesi’nin 2 km uzerinde bir mevkiye kadar ciktik. Saat 10.30 sularinda yuruyuse basladik.
Soldaki sirt sistemini kullanarak Orta Yayla’ya dogru tirmandik. Tirmanisin son kisminda ruzgar yerdeki kari toz bulutu seklinde uzerimize basmakta, sirtin ustundeki Orta Yayla platosuna cikmamizi zorlastirmaktaydi. Saat 14.00 sularinda kampimizi siddetli ruzgara ragmen atabildik. Gece boyunca cadir ipleri bagli olduklari buyuk kayalara ragmen gevsiyip cozulduler. Geceyi, cadirlarin emniyetini araliklarla kontrol etmek disinda sorunsuz gecirdik. 03.03.07, sabah saat 04.00 sularinda ruzgarin dinmeyecegi hatta siddetini giderek arttirabilecegi ongorusunden hareketle zirve yapma fikrinden vaz gectigimi cadirlara duyurdum. Sabah kahvaltisini yaptiktan sonra kampi kaldirip donuse gectik. Bulundugumuz sirtin ustundeki platodan geldigimiz yolla geri donmek niyetiyle 50-100 m. yuruduk. Gruptan kimsenin ayakta kalmasina izin vermeyen inanilmaz derecede etkili ruzgara ek olarak karin olmadigi ruzgara daha acik yerlerde gevenlerin (dikenler) bulunmasi ilerlemeyi tamamen imkansizlastiriyordu. Sirttan asabilsek dahi sirtin arkasinda kalan yamaclarda da hakim ruzgar nedeniyle saga sola savrulup luzumsuz bir kaza yasayabilirdik. Bu traji-komik durumun daha fazla devam etmemesi icin yaklasik 45 dakikalik bir cebellesmeden sonra geri donup ustu tamamen acik olan ahillardan birine cadir kurduk. Burada beraberce dinlenip yeterli enerjiyi aldiktan sonra karar vermeyi dusundum. Bizi getiren soforu arayip inmeyi dusundugumuzu ama siddetli ruzgar firtinasi nedeniyle yola cikmamizin imkansiz oldugunu soyledim. Sofor de bana Aladaglar’da iki dagcinin hayatini kaybettigini, cok dikkatli olmamiz geregini nedense soyleme geregini duydu. Ogrencilere soylemek istemedigim bu haberi tekrar duymakla yetinip telefonu kapadim. Herkes cep telefonlarini sarj sorunu olmamasi icin kapatti. Firtinanin siddetini giderek arttirmasi bosuna bekledigimiz inancini kuvvetlendiriyodu. O gunu (03.01.07) zirve cikisi olarak planlamistim fakat zirve icin artik yeterli zaman kalmamisti. Sonuc olarak donus icin baska bir rota belirleyip, rotadan inisin emniyetli olup olmaginin kesfinden sonra saat 14.00 sularinda sirt sisteminin sag tarafindan Kardelen Restorant’a dogru inise gectik. Telefonlarimizi acar acmaz sivil savunma ve jandarma pes pese aradi. Iyi oldugumuzu, donuse gectigimizi, kimsenin gelmesinin gerekmedigini soyledim. Jandarma Komutaniyla anlasabildik fakat Sivil Savunma gelmekte israr etmesi durumda yapabilecegimiz pek fazla bir sey kalmadi. Inis tamamlanmasina yaklasik yarim saat kala Sivil Savunmacilar tarafindan karsilandik. Onlara yaptiklari seyi takdir ettigimizi fakat kurtarilmaya ihtiyacimiz olmadigini anlatmaya calistim. Restorant’a indigimizde basin mensuplari tarafindan sarildik. Biz donmeden cok once kurgulamis olduklari hikayelere uygun eklemeleri bekleyen fakat bulamayan muhabirlerin soru yagmurlarindan kurtulmak zor oldu. Daha sonradan gittigimiz Jandarma Komutanliginda ise Jandarma Komutaninca oldukca hos bir sekilde karsilandik. Not: Bir ogrencinin babasinin Aksarayli olmasi nedeniyle soforu bize o bulmustur. Ayni velinin bolgenin sivil savunma ekibinde tanidiklari olmasi, ogrencinin soforun bizimle olan konusmasini muhtemelen babasina aktarmis olmasi ve Aladaglar kazasi sonucunda iki dagcinin hayatlarini kaybetmesi gibi faktorlerin ust uste gelmesinin, olayin basina yansima surecini hassaslastirdigi kanaatindeyim. Savaş Bat
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen siteye giriş yapınız ya da kayıt olunuz. |