|
ERCİYES SÜTDONDURAN BUZUL VE KLASİK ÇIKIŞI 2004 Yaz Çıkışı- Zirvedak |
ERCİYES – SÜTDONDURAN MEVKİİ BUZUL VE KLASİK ÇIKIŞI 10 Haziran Perşembe günü kulüp binasında etkinliğin çerçevesi konuşuldu.Etkinliğin rehberi ve Hocamız Mustafa Arız Sütdonduran mevkiinde buzul ve klasik rota olmak üzere iki çıkış yapılacağını anlattı. Buzul çıkışı için kış temel eğitimi, buzul çıkış eğitimlerini tamamlamış dağcıların, klasik çıkış için kış temel eğitimi almış dağcıların bu etkinliği tercih edebileceklerine değinildi. Buzul çıkışına katılacaklar için emniyet kemeri, karabin, kranpon, kask ve kazma, klasik rotayı izleyeceklerin kranpon , kazma ve kask almaları gerektiği belirtildi. Etkinliğin mahiyeti, izlenecek rotalar, hareket tarihi ve yeri, kamp yerine nasıl ve ne ile ulaşılacağı üzerine konuşulduktan sonra katılımcıların eksik malzemeleri kulüpte var olanlarla giderilmeye çalışıldı. Artık Erciyes çıkışı için maya tutmuş, hareket saati beklenmeye başlanmıştı. İzmir’den 17 dağcı 12 Haziran Cuma günü İzmir otogarında saat 20:45’te Erciyes- Sütdonduran çıkışı için buluştu. 21.00 da Kayseri’ye doğru hareket başladı.Her zaman ki zirve kulübü etkinliğinde rastlayabileceğiniz esprili ve muhabbetli yolculuk otobüste başka yolcuların bulunmasına rağmen pekte çevreyi rahatsız etmeden aynı kıvamda sürdü. Çoğumuz sabah gözümüzü Karaman yakınlarındaki dinlenme tesisinde açtı. Kahvaltının ardından Niğde üzerinden Kayseri’ye doğru yola koyulduk. Mola yerinden hareket ettikten az sonra solumuzda beliren Hasan Dağı sabah saatlerinin konusunu oluşturdu. Mustafa Arız Hocamız ....... tarihlerinde gerçekleştirilen Hasan Dağı çıkışı hakkında bilgiler verdi. Yol Dağın bize göre sağından dolanıp arkasına doğru devam ederken Dağı ve Kamp yerlerini izleme olanağını bulduk. Yol boyunca karşılaştığımız çorak ve kıraç topraklarda kendimizi yabancı hissediyorduk. Özellikle Hasan Dağı bölgesinde bitki örtüsü yok denecek kadar azdı. Tarlaların ortasında gölgelik babında yalnız ağaçların dışında başka yeşilliğe rastlamak mümkün değildi. Bu kıraçlığın içinde ilerlerken derelerin nerede olduğu ve nerelerden geçtiği, dere kenarındaki kavaklar ele veriyordu. Bu kavaklıklar bölgenin neredeyse yegane bitki örtüsünü teşkil ediyordu. Niğde’ye doğru yaklaştıkça bahçeliklerde kendini gösterdi. Anadolu şehirlerinin özelliklerinden olacak şehrin girişinde ilkönce tek ve iki katlı bahçeli evler karşılıyordu bizi. Şehrin içlerine doğru ilerledikçe çokkatlı binalar gözümüze ilişti. Niğde otogarından Mustafa Hocanın sürprizi “beyefendi” tatlısı ile Kayseri’ye doğru bir kez daha hareketlendik. Kayseri’ye yaklaştıkça Erciyes’in manzarası bizi pencerelere yöneltti. Konu döndü dolaştı Erciyes’e daha önceki çıkışlara geldi. Yapılan etkinliklerin anıları hafızalardan döküldü. Saat 11.00 gibi Kayseri otogarındaydık. Daha önce ayarlanmış olan minibus bizleri bekliyordu. Etkinlik boyunca karşılaştığımız bu ince ayarlamalar, Orhan Kozan’ın bu organizasyonda parmağı olduğunu gösteriyordu. Hiç zaman kaybetmeden Hacılar kabasına doğru yola çıkıldı. Bu arada gelemeyen arkadaşlarımız aranıyor yolculuğumuz aktarılıyordu. 93.2 Ege radyosuyla olan canlı bağlantı bütün ilgimizi toplamıştı. Ve hatta Necmi Bey etkinlik hakkında radyo bağlantısı yaparkene Necmi Beyin arkasında zıplayan ve ellerini sallayanın Orhan Kozan olduğu iddiaları ortaya atıldı. Radyo Ege aracılığı ile kurulan canlı bağlantı ertesi günü zirveden de sürecekti. Saat 12.00 sularında Hacılar Kabasındaydık. Federasyona bağlı Hadaklı dağcılar tarafından karşılandık. Mustafa Arız Hocamızdan Hacılar kasabası ile ilgi bilgiler alıyorduk. Şehir bölgenin en eski yerleşimlerinden biri olduğu evlerin birbiri ile bağlantılı olduğunu öğrendik. Tek katlı, taş duvarlı ve çatısız evler mimarilerindeki farklılıkla diğer yerleşim konutlarından kolayca ayırt ediliyordu. İstanbul ekibinin gelmesiyle toparlanıp Sütdonduran’daki Kamp yerine doğru kamyonlarla yola çıktık. Yaklaşık 1 saat süren tozlu ve manzara seyirli kamyon yolcuğuyla Sütdonduran’a ulaşmıştık. Şimdi dağcılar etkinliğin havasında hareket ediyordu. Kamp yeri belirlenip çadırlar kuruldu. Erciyes’in eteklerinde İstanbul ekibinin de kampa yerleşmesiyle etkinliğin bir adımı daha tamamlanmıştı. Kaynaşma ve İstanbul ekibiyle gelen, yeni arkadaşlarla tanışma sohbetlerinin hemen ardından Mustafa Arız başkanlığında etkinliğin nasıl gerçekleşeceği, rotalar ve katılımcıların dağcılık eğitimleri konuları üzerinde duruldu. Bir zirve dağcılık geleneği olarak “buzul çıkışı için gerekli eğitimi almış olanlar ve kendini buzul çıkışına hazır hisseden arkadaşlar” diye başlandı. Buzul çıkışı yapacak ve klasik rotayı yapacak olan arkadaşlar kararlarını verdiler. Şaşırtıcı olan ya da genel kanının pek aksine çok doğal olan katılımcıların hemen hemen hepsinin gözlerinden buzul çıkışı yapmak istedikleri okunuyordu. Sabah 02.00 da kalkılacağı ve 03.00 da hareket edileceği kararlaştırıldı. Bu kısa bilgilendirme toplantısının ardından kış temel eğitimleri eksik olan dağcıların bu etkinlikte karşılaşabilecekleri konular uygulamalı olarak anlatıldı. Akşam yemekleri hazırlandıktan sonra ertesi günkü etkinlik için çantalar ve takımlar hazırlandı. Kramponlar ayakkabılarda denendi. Kazmaların ve kramponların kör ucları bileylendi. Hemen her şey ertesi günkü çıkış için hazırdı. Güneşte zamana uyup kendince hazırlığını yapmış saat 20.17 anlarında batıya dağların ardına doğru bulutların arasından süzülmüştü. Gün batımının keyfine diyecek yoktu. Kayseri’nin ve Hacılar yaylasının görünümü güneş batarken tarifsizdi.Gün batımı, ufukta dağ sıralanışı ve bulutların süzülüşü gökyüzünde dalgaları anımsatıyordu. Dağlarda bu anı yakalamak doğanın biz dağcılara bahşettiği bir armağan olsa gerek diye düşündük. Diğer yandan bir haftasonu İzmir’den ve İstanbul’dan rahat haftasonu tatilini bırakıp 15 saat yolculuk çekip, bu dağlara ulaşmanın akılcılığı üzerine konuşmalar derinleşiyordu. Hep sorulacak olan “neydi onları oradan , oraya sürükleyip duran şey”? Saat 21 geçerken dağcılar çadırlarına doğru çekildiler. Zamanın bir anında uykuların derinleşen saatlerinde Mustafa Hocanın “Sarı Gelin Türküsü” duyuldu. Uyanıp kalktığımızda saatler 02.10 gösteriyordu. Havada gecenin seriliği vardı ve gökyüzünde yıldızlar ya da yıldızlarda gökyüzü vardı. Ve yıldızlar elinizi uzatırcasına capcanlıydı. Çoğumuzun hazırlığı bir önceki günden tamamdı. Giyinildi, sıcak suda hazırlanan çorbalar yudumlandı ve zirve çıkışı için yola çıkıldı. Bu an saat 03.15 veriyordu. Yıldızlar üstümüzde, dağ karşımızda, zirve bizi bekliyordu. Ali Doğan Çoşgun
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen siteye giriş yapınız ya da kayıt olunuz. |
|
Son Güncelleme ( Friday, 12 January 2007 )
|