Ana Sayfa
Haberler
Dağlar
Tırmanış Raporları
Kaya Tırmanışı
Eğitim Notları
Doğa Yürüyüşü
Kaza Raporları
Videolar
FORUM
Bit Pazarı
Bağlantılar
İletişim
Hakkımızda
Giriş Yapın





Kayıp Şifre?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Burada Olanlar
Şuanda 4 misafir bağlı
Son Haberler
Ağrı Klasik Zirvedak (11-16.08.2007)
Yazı Index
Ağrı Klasik Zirvedak (11-16.08.2007)
Sayfa 2
 Saat 15.30 sıralarında Tendürek geçidinden kıvrılan aracımız gecidin kapısından dalıp, aşağılara süzüldüğünde cok uzaklarda ama bir el uzatımı kadar yakın duran Ağrı Dağı göründüğünde aracın içini bir sessizlik kapladı birden.

...“0 gün bugündür, Küp Gölü’nün oralardan geçenler, gölün kıyısına oturmuş, kara, ışık gibi parlak, uzun saçlarını sırtına sermiş, başı iki elleri arasında gözlerini som mavi suya dikmiş Gülbahar’ı görürler. Arada sırada Ahmet gölün sularında Gülbahar’ın gözüne gözükür ve Gülbahar kollarını açıp Ahmet’e yürür, ‘Ahmet, Ahmet!’ diye bağırır. Sesi bütün dağda yankılanır. ‘Ahmet, Ahmet! Sen de benim yerimde olsan benim yaptığımı yapardın. Yeter artık gel Ahmet. Ahmet!’Göl kaynar, Ahmet silinir, Gülbahar silinir ve küçücük bir ak kuş gelip kanadını suyun som mavisine batırır. Ve sonra da bir atın kapkara gölgesi gölün üstünden gelir geçer.” (Yaşar Kemal-Ağrı Dağı Efsanesi)...

Saat 15.30 sıralarında Tendürek geçidinden kıvrılan aracımız gecidin kapısından dalıp, aşağılara süzüldüğünde cok uzaklarda ama bir el uzatımı kadar yakın duran Ağrı Dağı göründüğünde aracın içini bir sessizlik kapladı birden. Sonra fotoğraf makinalarının sesi sessizliğe son verdi ve aracımız uygun bir yerde homurtusunu kesip durduğunda, dağın heybetine; yağmurun toprağa değdiğinde ki o koku içimizi doldurdu.

Sabah, Sabiha Gökçen Havalimanı’nda buluştuğumuzda dilimize doladığımız “Ağrı Dağı’nın eteğinde uçan güvercin olsam” türküsü ile çıkmıştık yola. 10 bin metre yüksekte devam eden yolculuğumuz, Hasan Dağı ve Erciyes’le uzaktan bakışarak devam etmişti. Sonra sakin ve pürüzsüz Van gölü’nün üzerinden süzülerek Van’a iniş ve bir araç ile Doğubeyazıt’a doğru yola çıkış. Herşey daha bu sabah (11 Ağustos) başlamıştı.

Doğubeyazıt’a ulaşana kadar, aracın yönü ne tarafa dönerse dönsün bizim yönümüz Ağrı zirvesine doğruydu. Sürekli çalışan fotoğraf makinaları en iyi görüntüleri bulma telaşındaydı. Aralıklı olarak bizi arayan Hasan Hüseyin’in Doğubeyazıt’ta bizi beklediğini biliyorduk. Altı kişiden oluşan ekibimize, İzmir’den katılacak olan Levent ve İsmail ile otelde bulusacaktık.

Arac otelin önünde durduğunda, Levent ve İsmail’de yeni geliyordu. Ekip tamamlanmış Ağrı’nın nefesi yakından hissedilir olmuştu. Odalarımıza yerleşip, kendimize Doğubeyazıt caddelerine attığımızda dağın gözü üzerimizden ayrılmamıştı bile. Sekiz kişiden oluşan ekibize Hasan Hüseyin ve Yıldırım’ı da dahil ederek akşam yemeğimizi yedik. Sonra alışveriş yaparak otelimize yönelip gelen günün planı üzerine konuştuk.

Sabah erken kalkıp küçük taburelerde ve tam caddenin ortasında kahvaltımızı yaptık. Saat 8’de otelden bizi almaya gelen arac ile önce jandarma komutanlığına bildirimde bulunduk ve Çevirme’ye dağın eteğine doğru ilerlemeye başladık.
Çevirme’ye yaklaştığımızda, çantalarımızı yukarıya taşıyacak olan üç at rüzgar gibi yanımızdan binicileri ile geçerek ilerlemeye başladı. Hemen peşlerinden Çevirme’ye ulaştığımızda atlardan birisini gözüne kestiren Şükran, usta bir binici edası ile üzerine atladığı at ile bir iki tur atarak, yine aynı rahatlık ile yanımaza gelip yere indiğinde, çantalarımızı yükleyip 3200 kampına doğru yükselmeye başladığımızda güneş sıcaklığını artırmış, dağ başına beyaz tacı çoktan eklemişti...

Yaklaştığımız bir yayla bölgesinde yanımıza gelen çocukların ayran önerisini reddetmedik. Çocuklara dağitmak üzere yanina aldığı kalemleri dağıtan Bayram, çocukların sevinç kaynağı oldu.İçilen ayran ve çaylardan sonra biraz dinlenerek yolumuza devam ettik.

3200 Kamp alanı oldukça geniş, ancak dağınık. Kendimize uygun bir cadır yeri seçerek kampımızı kurmadan önce yemyeşil çimlerin üzerine uzanarak yorgunluğumuzu attık önce. Bu kamp yerinde bira, cola gibi birçok içeceği bulmak mümkün. Doğubeyazıt’tan getirilen içecekler burada isteyenlere satılıyor.
Çadırlarımızı kurup yemeklerimizi yedikten sonra yine yönümüzü dağa dönerek uzun uzun 4200 kamp civarını ve zirveyi gözledik. Güneşin batması ile birlikte, soğuyan havaya karşı çaylarımızı yudumlayarak kendimizi uykunun kollarına teslim ettik.

Sabah erken kalktık. Önce kahvaltı, arkasından çadırların ve çantaların toplanması derken; 4200’e doğru yola çıktık. Atlar yine çantalarımız ile yola cıktığında bizde yavaş yavaş yükselmeye başladık.

Her taraf çok kalabalık. Kamp yerleri, kamp yerlerine giden ve gelen yollar. Aklimatizasyon tırmanışı için giden veya dönen gruplar, zirve faaliyetini tamamlamış inenler...

4200 kamp yerine ulastigimizda, kalabalık nedeni ile kamp yeri bulamadık. Zorunlu olarak 4100’de buldugumuz oldukça biçimsiz yerlere çadırlarımızı kurduk.



 

UYARI: Rotalar.comda anlat?tkinlikler, oldukç¡ ciddi yaralanma hatta ? riski ta?d?erli teknik ve mental seviyeye ula?kesinlikle b?si etkinlikleri ger祫le?iniz. Bu t?kleri ?mek, ?sinde yeterli fiziksel ve teknik birikimi ve deneyimi gerektirir. Bu sitenin i祲i𩬠benzer etkinliklerde olu?las?lar iç©® herhangi bir sorumluluk kabul etmez

eXTReMe Tracker