|
Ağrı Kış Tırmanışı 2007 Dpudak |
|
Sayfa 2 Toplam: 4 23 ŞUBAT 2007
Bugünü Doğubeyazıt ile İshakpaşa sarayını gezmek,son eksiklerimizi tamamlamak ve Jandarmadan alınacak izinleri halletmek için ayırmıştık.İlk olarak Jandarmaya gittik fakat dağcıların işleriyle ilgilenen görevli astsubayın öğleden sonra geleceğini öğrendik ve bizde bunun üzerinde İshakpaşa sarayına çıktık. 10.000 kitabın ve som altından yapılmış kapının Ruslar tarafından götürüldüğü bu sarayda çok önemli tespitlerde ve değerlendirmelerde bulunduktan sonra Jandarmadan tebliği almak için ilçeye geri döndük. Jandarma astsubayının sıcak ve samimi muhabbetiyle çaylarımızı içtikten sonra tebliğimizi ertesi gün Eli köyü yolu üzerinde bulunan Jandarma Komando bölüğüne göstermek üzere aldık ve kendimizi Doğubeyazıt’ın lezzetli lokantalarından birine attık.Burada dağ kebabı ve beklentilerimiz üzerinde gelen hesap ile karnımızı doyurduktan sonra ucuz yollu dağcılık malzemeleri satan Paraşüt Spor’a gittik.Tırmanışta işimize yarayacağını düşündüğümüz kaz tüyü eldiven ve çorap için 7 kişi çok ciddi şekilde pazarlık işine girdik.Yaklaşık bir saat süren bu mücadeleden elimizde cicilerimizle memnun bir şekilde ayrıldık ve çantalarımızın ayarlanması için otelimize döndük. Otelde lobinin boş olmasından faydalanarak bütün malzemeleri döktük buraya ve adil olan bir bölüşmeye başladık.Bu arada lobiye giren ve eczacı olduğunu iddia eden bir abinin “Bu hangi üniversiteymiş ulan kulüplerine cip alıyor?” sorusuna gerekli ve edepli bir şekilde cevabını verdikten sonra ertesi gün tırmanışa hazır hale gelip dinlenebilmek için 09.30 da odalarımıza çekildik.
24 ŞUBAT 2007
Sabah 05.00’te kalktık ve biz arabadan indikten sonra arabayı güvenli bir yere götürüp tırmanış sonrasında ise bizi alacak olan İdris Hoca ve Sezeri evlerinden aldık ve gerekli izinler için Jandarma Komando Bölüğü’ne uğradık.İzin işleride bittikten sonra Eli köyüne yola koyulduk.Köylerden geçerken arabanın üzerine saldıran korkusuz köpekleri atlatarak saat 07.30 ‘da Eli köyüne vardık.Burada çantalarımızı yüklendik İdris Hoca ve Sezer ile vedalaştık ve saat 08.00’de 3200 kampına varmak amacıyla yürüyüşümüze başladık.Yürüyüşe başladığımızda hava soğuk ve bulutluydu.İnternet ortamında yaptığımız hava durumu araştırmalarımızda bugünü yağışlı gösteriyordu.2 saat 45 dakikalık bir tırmanıştan sonra 2500’de uygun bir kamp yerinde mola verdik.Havanın soğuk olması ve bulutların yağış bırakma ihtimalini de göz önünde bulundurarak burada kamp atmanın faydalı olacağı kararını verdik ve 3 tane space k2 çadırdan oluşan kampımızı kurduk.Çadırları attıktan sonra başlayan tipi ve fırtına ise verdiğimiz kararın ne derece doğru olduğunu ortaya koydu.2500 de atmış olduğumuz kamp bizim hem yüksekliğe uyum sağlamamız hem de fazla hırpalanmamamız açısından çok faydalı oldu.Kendimizi bu kampta karbonhidrat ve sıvı açısından güzelce besledik ve saat 20.00 de uykuya çekildik.
25 ŞUBAT 2007
Saat 06.30 ‘da mükemmel bir havada uyandık ve aheste aheste kahvaltımızı ettik. Hava açık,rüzgarsız kısacası mükemmeldi.Zirve gözüküyordu ve sadece 4000nin üzerinde rüzgarın olduğu süpürülen kardan anlaşılıyordu.Bütün gece çadırlarımızın üzerine yağan kar ise fırtınayla beraber yok olmuştu.Kamp yerimizi toparlayıp yürüyüşe başlamamız 11.00i buldu.Yürüyüş esnasında Gpsmizde kamp yerlerinin koordinatlarının girilmiş olması gerçekten çok büyük avantajdı.Daha önce bu dağa gelmiştim ama bütün vadileri ve kamp yerlerinin yerini unutmuş gibiydim.İş gpse değilde bana kalsaydı sıkıntı çekebilirdik.Vadinin içerisinden 3200 kampına yükselirken 2700 civarında kim olduğunu bilmediğimiz bir grup katırlarla belirdi ve eşyalarını sırtlandılar.Baya kalabalık bir grup olması bizi bunlar kimler olabilir diye düşündürdü ki kim olduklarını saat 13.30 da anladık. Nasuh Mahruki ve Tunç Fındık önderliğinde; bünyesinde daha önce Everest yapmış 3 Çinli dağcının da bulunduğu dağcılar ve taşıyıcılarla beraber 20 kişiyi bulan bir gruptu bu. Grupla karşılaştığımız yerde bir süre konuştuktan sonra aşağıdan bakıldığında görülecek olan ve 3200 kamp yerine çıkan yol ile vadinin kesiştiği noktadan yükselmeye başladık.Ben adımımı attığımda ince bir gürültüyle çöken vadideki karın psikolojilerimiz üzerindeki tahribatını kısa sürede atlattıktan sonra saat 15.00’te 3350 metre irtifadaki kamp yerimize ulaştık. Kamp yerinde kar 70-80 cm civarındaydı fakat yapı olarak kar duvarı örmeye müsait olmadığından çadırımızı karı kaldırıp zemine kurduk ve fırtına ihtimaline karşın kar eteklerini açtık.Çadırlara çekildikten sonra artık çok iyi sıvı almamız ve beslenmemiz gerekiyordu. Çünkü önümüzde uzun ve yorucu bir yürüyüşle alacağımız yüksek irtifa vardı.Salata soslarıyla renklendirmeye çalıştığımız makarnalara yumulduk ve bol miktarda suyumuzu içip dinlenmeye çekildik. Kütahya’dan Egemen Abi ve Cicu düzenli olarak hava raporlarını bize aktarıyordu.Zirve için planladığımız gün açık gösteriyor fakat ertesi gün hava bozuyordu.Diğer tırmanacak olan ekipte bu duruma göre aklimatizasyon programını kısaltmayı uygun gördüklerini söylediler.Bu değerlendirmelerimizi yaptıktan sonra ertesi gün beraber 4200 kampına hareket etmek için sözleştik ve uykuya çekildik.
26 ŞUBAT 2007
Sabah şehriye çorbasından ve kavurmadan oluşan kahvaltımızı yaptıktan sonra çadırlarımızı toparlamak için dışarıya çıktık.Kamp yerindeki televizyon muhabirleri bizimle röportaj yaptıklarında bizim tayfa dışındaki insanların neden orada olduklarını öğrenmiş olduk.Artık bizde dolaylı yoldan “küresel ısınma” tehdidine tepki çekmek için tırmanışımıza devam edecektik.Tırmanışımıza bir anlam yüklenmişti.Saat 10.30’da her şeyimizle hazır hale gelip Çinli dağcılarında eskortuyla 4200’e varmak üzere yürüyüşümüze başladık.Hava açık ve dondurucu rüzgarlı.4000 metre dolaylarındayken yükseklik ve yorgunluk hepimiz üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.Ali ve Şevki biraz daha yorgunlar ve mideleri bulanıyor.Saat 15.40’ta 4200deki kamp yerine vardık.Fırtına ve soğuk tam bir cehenneme çevirmiş orayı.Yerde kar yok çünkü süpürülmüş.Hemen çadırları kurma çabalarına giriştik.Zeminin yatmak için uygun olması umurumuzda bile değil yeter ki çadırı atalım ve içine girelim.Ben ve Metin bu fırtına altında ilk olarak çadırın zeminini sabitleyip ondan sonra polleri dikmenin faydalı olacağını düşündük,uyguladık ve sorun yaşamadık.Şevki,Ali ve Hüseyin 3 kişi olmanın avantajını kullanarak geleneksel yöntemlerle çadırlarını kurdular.İsmail ve Maksudun ise çadırının kurulması ise ortak bir çaba gerektirdi.Soğuk öyle etkiliydi ki çadır iskelet halindeyken İsmail kendisini ve çantasını çadırın içine atmak zorunda kaldı.Çadırlarımızı gerdirmeler ve kar eteklerinin üzerine koyulan büyük taşlar yardımıyla olumsuz 4200 kış koşullarına hazır hale getirdikten sonra sıcak sıvı almak ve karbonhidrat takviyesi yapmak için çalışmalara başladık.Hepimizin parmaklarında çadır kurma çabasındayken oluşmuş beyazlaşmalar ve hissizleşmeler var.Üşüyen uzuvların açılması gerçekten can acıtıyor.Bu şartlar altında tırmanmanın mantığı üzerine çeşitli düşüncelerim var fakat ekiple paylaşmıyorum.Devamlı su yaptık,bir şeylerle ilgilendik ki hemen yatışa geçseydik yüksek irtifa etkilerini bünyemizde daha çok yaşayabilirdik.Diğer ekiple tırmanmak için 04.00’te kalkmak üzere sözleştik ve çeşitli malzeme ayarlamaları yapıldı.Bu arada bizim ekipte Ali’de yoğun bir mide bulantısı; Şevki’de ise sonradan anlattığına göre bazı seraplar var.Ekip olarak Doğubeyazıt’tan aldığımız kaz tüyü çoraplara methiyeler düzüyoruz.Üzerimizdeki kaz tüyü anoraklar olmasa zaten bu tırmanış “yalan” olurdu.İsmail ve Maksudun çadırı onların destek ekibi olarak bu tırmanışa katılmaları yüzünden biz tırmanırken yatışta olacaktı ve bende yer yer kendilerine çok özeniyordum.Kahve,tang,çikolata ile vücutlarımızı doldurduktan sonra sıcacık uyku tulumlarımıza çekildik.
|
|
Son Güncelleme ( Tuesday, 13 March 2007 )
|