Ana Sayfa
Haberler
Dağlar
Tırmanış Raporları
Kaya Tırmanışı
Eğitim Notları
Doğa Yürüyüşü
Kaza Raporları
Videolar
FORUM
Bit Pazarı
Bağlantılar
İletişim
Hakkımızda
Giriş Yapın





Kayıp Şifre?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Burada Olanlar
Son Haberler
Ana Sayfa arrow Haberler arrow Nasuh Mahruki Dağcılık Fedarasyonuna başkanlığı açıkladı..
Nasuh Mahruki Dağcılık Fedarasyonuna başkanlığı açıkladı..
Yazı Index
Nasuh Mahruki Dağcılık Fedarasyonuna başkanlığı açıkladı..
Sayfa 2
Sayfa 3
Kendi adıma, Türkiye’nin muhtemelen eğitim seviyesi en yüksek spor branşlarından biri olan dağcılığın bu duruma layık olmadığını düşündüğümü bilmenizi isterim. TDF başkanlığına aday olmam konusundaki önerileri bugüne dek hep reddettiğim halde, 14 yıl önce yüksek irtifa tırmanışlarını bu ülkede tekrar başlatan ve ayyıldızlı bayrağımızı dünyanın en yüksek, en zorlu zirvelerine taşıyan kişi olarak, TDF bünyesinde sporumuzun bugünkü konumunun, benim kuşağımın dağcılarının 10 yıl önce ulaştığı yerden bile geri kaldığını görmekten artık had safhada rahatsız olduğumu eklemek isterim. Bunu söyleyince hemen 19.000 küsur lisanlı sporcumuz var, bu kadar ilde şu kadar kulübümüz var cevabını söyleyenlere şunu sormak isterim; Bu kadar kulüp ve lisanslı sporcu varsa neden elle tutulur bir başarı yıllardır yok sporda. TDF’nin imkanlarıyla Demavend Dağı tırmanışına milli sporcu olarak göğüslerinde Türk Bayrağı ile 11 bölgeden 13 sporcu götürüldü diye gidenler tarafından TDF övülürken, aynı günlerde Everest Dağı’na kendi yarattığı imkanlarla giden ORDOS’un, bayan sporcular dahil onda on başarısını Türk Dağcılığı kutlarken, Demavend Dağı’nda Milli Takımımızdan sadece 5 sporcunun zirveye varabildiği hiçkimseyi rahatsız etmiyor mu? Bu nasıl bir milli takım seçme anlayışıdır. Bizler 12 yıl önce Türk Milli takımına girebilmek için, TDF’den gelen davet üzerine formlar doldurmuş ve 120 başvurudan seçilen 27 kişi Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu’nda performans, kuvvette devamlılık, dayanıklılık ve refleks testlerine, yüzlerce soruluk psikolojik testlere, kaygı ve endişe testlerine girmiştik. Bunun sonucunda da 11 kişi yüksek irtifa tırmanışları için seçilmişti. O zamanlar öyle seçilirdi Milli Takım ve kısıtlı olan imkanlar en yüksek şansı olanlar ve hakedenler için kullanılırdı. TDF’nin sporu yayma vizyonu ile, 10 yıl önceye kadar neredeyse sadece üniversitelilerin elinde olan dağcılığın geniş kitlelere yayılmış olması hepimizi elbette ki gururlandırıyor. TDF’nin bu konudaki başarısını takdir ettiğimi her fırsatta ve her ortamda ifade ediyorum, bunu Alaaddin Karaca’ya da muhtelif kereler söyledim. Yönetime hangi ekip gelirse gelsin bu yapıyı güçlendirerek ve yaygınlaştırarak sürdürmelidir. Dağ sevgisi bizim genlerimizden, Ata kültürümüzden gelir, daha önceleri evinin arkasındaki dağa tırmanılabileceğini aklından bile geçirmeyen pek çok kişi, TDF’nin öncülüğünde bu asil sporu tanımış, öğrenmiş, sevmiştir ve bizler gibi heyecanla bu sporu yaşamaktadır. Bu gelişmeyi kimse olumsuzlayamaz. Ancak bu gelişmeler, kendisinden önceki yönetimlerde geliştirilen ve Türk Dağcılığı’nı artık 7000’lik – 8000’lik zirvelere taşıyan yetişmiş, deneyimli yıldız sporcuların ve çoğunun bağlı olduğu 20 – 30 yılı aşan geçmişe sahip olan kulüplerin neden 9 yıldır görmezden gelindiğini kabul edilir kılmaya yetmiyor. En kolay söylenen “yönetmelikler böyle” cevabını kabul etmiyorum. Adil ve şeffaf çalışma anlayışında olduğunu iddia eden bir yönetimin bu çarpık durumu çözecek önlemleri de düşünmesi gerekirdi. İlan edilen lisanslı sporcu rakamlarını ve tescilli kulüp sayılarını, sporun ulaştığı seviye, elde edilen başarılar ve etkinliklerdeki kalite gözönüne alındığında, bu sayısal veriler, dünyanın yedi kıtasında çok değişik seviyelerde sayısız tırmanış yapmış profesyonel bir dağcı olarak beni tatmin etmemektedir. Değerli dağ dostları; yukarıda kısaca değinmeye çalıştığım konuların ışığında, bir karar verme süreci yaşadığımı ve bu sürecin sonunda mevcut delege sisteminin adil temsilden uzak olduğunu hatta bazılarının sadece statükonun devamını sağlamak üzere seçildiğini düşündüğüm halde, tabandan başlayan ve artık önlenemez seviyeye ulaşan bu onurlu dip dalgası hareketini görünce, daha fazla bu sorumluluktan kaçamayacağımı görüyor ve bu kadar emeği boşa çıkarmaya hakkım olmadığını düşünüyorum. Yine de bu bir seçimdir, hem de hazır olmadığımız, meşruiyeti de tartışılabilir bir seçim ve sonuç iki türlü de olabilir. 10 Aralık’ta sonuç ne çıkarsa çıksın, bu seçime, herşeye rağmen kendi adıma büyük bir risk üstlenerek, 9 yıldır TDF’nin dışında bırakılan dağcılar için girdiğimi lütfen unutmayın.   Hayatım boyunca bir görev insanı olarak hareket ettim. Gerçekçi olduğu ve gerektiğine inandığım sürece ne görev üstlenmekten ne de sorumluluk almaktan kaçmadım ve üzerime aldığım işleri her zaman büyük bir ciddiyet, dikkat ve özenle takip ettim. Bugün itibariyle 27 kulübün ve 550’nin üzerinde dağcılığa gönül vermiş insanın imzaladığı deklarasyonun gereğinin yapılması için TDF başkanlığına aday olma konusunu da bir görev olarak kabul ediyor ve yaşanan sıkıntıları çözebilmek için yapılması gereken herşeyi çağdaş, demokratik ve şeffaf bir anlayışla birlikte oluşturacağımız ekiplerle takip edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Son söz olarak şunu söylemek isterim; Türkiye Dağcılığı’nı 1970’lerin anlayışından kurtararak çağdaş ölçülerin üzerine çıkarmak, benim ve diğer yıldız sporcuların yıllar önce yaptıklarını daha ileri seviyelere taşıyacak yeni nesiller yetiştirerek ulusal ve uluslararası başarılara imza attırmak, dağlarımıza her konuda sahip çıkarak korunarak kullanılmasını sağlamak, dağcılığı; ‘sağlıklı yaşam için’ ve ‘herkes için’ spor felsefesiyle yediden yetmişe çok daha geniş kitlelere sevdirmek, son yıllarda gittikçe güçlenen; “bizden ve bizden olmayan” ayrımına artık kesin olarak bir son vermek ve herkesi kucaklayarak, herkese sahip çıkarak birlikteliği ve bütünlüğü her seviyede sağlamak, çağdaş ölçülerde turizm açılımları yaparak yeni istihdam olanakları yaratarak bölge insanına ve ülke ekonomisine katkıda bulunmak ve ülkemizin doğal fırsatlarını kullanarak belirli bölgeleri dağcılık cazibe merkezleri haline dönüştürerek daha pek çok açılım ve atılım yapabilmek; kısacası TDF’nin kurumsal gücünü bir üst kurum olarak harekete geçirerek, dağları ve dağcılığı ilgilendiren her konuda ilgili kurumlarla öncü ve yönlendirici ilişkiler kurarak ülkeme bu alanda da hizmet etmek için Türkiye Dağcılık Federasyonu başkanlığına, bu onurlu görevin ağır sorumluluğunu sizlerin desteğiyle en iyi şekilde yerine getirmek üzere adaylığımı koyuyorum.  Zamanı gelmiş bu mücadeleye, iki hafta önceki toplantıdan bu yana beni ikna etmek için çaba gösteren ve delegelerle tek tek görüşerek onların görüşlerini alan ve yıllardır uzak durduğum bu kararımda büyük payı olan tüm dağ dostlarına sevgilerimi ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum. İleride bu detaylar unutulur ama, elde edilecek başarıda en büyük pay sizlerin olacak.  Bir son söz de mevcut delege sistemi içerisinde yeri bulunan arkadaşlara söylemek istiyorum. Size ne anlatılırsa anlatılsın, ne denirse densin, bugüne dek yapılmış doğru ne kadar proje varsa hepsine sahip çıkacağımızı ve daha ileriye götüreceğimizi, mevcut yanlışları engelleyeceğimizi ve yapılması gerekenleri tek tek yapacağımızı bir kez daha ifade etmek isterim. Kimsenin, ‘elimizden haklarımız alınacaktır’ endişesi ile hareket etmesini istemem ama 70 milyonluk Türk Milleti’nin hakkı olan ulusal bir yapının imkanlarını küçük bir azınlığın kullanmasına seyirci kalınmasını da kabul edemem. Ben politikacı değilim, tutamayacağım sözler vermem, verdiğim sözleri de mutlaka tutarım. Bu noktada size sadece adalet, birleştiricilik, kucaklayıcılık, çoğulculuk, çağdaşlık ve şeffaflık sözü veriyorum. Herşey bu ilkeler içerisinde yapılacak.  Bildiğiniz gibi iki hafta önce başlatılan taban hareketi, mevcut yapı nedeniyle TDF başkanlık seçimine delege olarak katılma konusunda son derece zayıftır. Bu görev sağduyulu davranabilecek ve ulusun menfaatlerini kendi menfatlerinin üzerinde değerlendirecek bir anlayışla hareket edecek olan siz değerli TDF delegelerine düşmektedir. Elinizi vicdanınıza koyun ve TDF’nin son 9 yılda yaptıklarını, yapmadıklarını, yapamadıklarını ve bunlara bağlı olarak Türk Dağcılığı’nın Dünya Dağcılığı içerisindeki yerini değerlendirin ve ona göre oyunuzu verin. Mevcut yapıdan memnun olanlarla uzlaşma aralığımız çok dardır. Onlara söyleyebileceğim tek şey; oyunuz kutsaldır, inandığınız yere verin, bu görev değişimi yaşandığı taktirde, dağcılığımızın en iyi ve sağlıklı şekilde gelişimini hedef alarak, sizlerin menfaatlerini de karşıt görüşlerdekiler gibi aynı şekilde koruyacağımız sözüdür.  Kendi kendine gelişen, bu çok daha iyiye doğru değişim ve dönüşüm fırsatını tepmezsek, Türk Dağcılığı’na çağdaş bir anlayış, taze bir kan getirilmesi ve yeni neslin önünün açılması gerektiğine inananlarla 2010’ların dağcılığını, ülkenin her yerinde dağcılığı seçmiş ve seçecek olan herkesi ve her kesimi kucaklayarak birlikte yaratabileceğimize inancım tamdır. TDF yönetiminde başarı hepimizin başarısızlık sadece benim olacaktır.  Türk Dağcılığı için hayırlı, uğurlu olsun. Sevgilerimle, Ali Nasuh Mahruki  www.nasuhmahruki.com 24.11.2006  Şu kısıtlı zaman içerisinde hazırladığımız önümüzdeki 4 yılın taslak projesini, yeni yönetimle birlikte TDF’nin hangi anlayışla çalışacağına dair size bir fikir vermesi açısından değerlendirmenize sunuyorum. Bu taslak proje, sizlerin desteğiyle oluşturulacak kurullarda detaylandırılarak ülke dağcılığı ve dağcılar için en faydalı hale getirilecektir.  Türk Dağcılığı, ülkemizde pek çok başka alanda olduğu gibi, sistemin hatalarına rağmen aradan sıyrılmayı başaran bireysel başarılar ile yetinmektedir.  Öz hedefimiz, sağlıklı ve çağdaş bir sistem kurarak ve fırsat eşitliği yaratarak, sporu hem daha geniş kitlelere yaymak, hem de başarılı olma kapasitesine sahip bireyleri destekleyerek sporumuzu yüceltmek olacaktır.   Bunu sizlerin desteğiyle yeni bir ruh, yeni bir vizyon ve yeni bir kadro ile gerçekleştireceğiz. Türkiye Dağcılık Federasyonu ana statüsü,  Dernekler Yasası’na uygun, demokratik ve çoğulcu bir yapıya acilen kavuşturulacaktır. Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun temel var oluş nedeni; Ülke Dağcılığı’nı uluslararası seviyede başarılı kılmak, Türkiye’de ve Dünya’ da itibarını artırmak ve gelecekteki başarıları güvence altına almak, dağcılık sporunun yaygınlaşmasını sağlayıcı fırsatlar oluşturarak toplumumuzun daha sağlıklı, aktif ve başarılı gençler yetiştirmesine yardımcı olmak olarak benimsenecektir.  Federasyonumuz bir kulüp gibi değil, tüm dağcılık camiasını kapsayan bir üst yapı olarak hareket edecektir. Program ve stratejilerimizin başarı ile uygulanmasında, en az yetkili – sorumlu kadrolarımız kadar, kulüplerimiz, üniversite topluluklarımız, ferdi dağcılarımız ve sonuçta tüm dağcılık camiamız aktif rol alabilecektir.  Aşağıda yer alan tüm konularda sizlerden gelecek katkılara açık ve duyarlı olacağız. Misyonumuz gereği, camiamızı bir bütün olarak kucaklamaya, buyuk bir takımın oyuncuları olarak hareket etmeye, birlik ve beraberlikle, doğusu batısı, kuzeyi güneyi, bizden olanı olmayanı gibi  ayrım yapmaksızın herkese aynı sevgi ile yaklaşmaya, dağcılığımızı bir bütün olarak geliştirmeye ve hak ettiği seviyeye getirmeye çalışacağız. 

 

UYARI: Rotalar.comda anlat?tkinlikler, oldukç¡ ciddi yaralanma hatta ? riski ta?d?erli teknik ve mental seviyeye ula?kesinlikle b?si etkinlikleri ger祫le?iniz. Bu t?kleri ?mek, ?sinde yeterli fiziksel ve teknik birikimi ve deneyimi gerektirir. Bu sitenin i祲i𩬠benzer etkinliklerde olu?las?lar iç©® herhangi bir sorumluluk kabul etmez