Ana Sayfa
Haberler
Dağlar
Tırmanış Raporları
Kaya Tırmanışı
Eğitim Notları
Doğa Yürüyüşü
Kaza Raporları
Videolar
FORUM
Bit Pazarı
Bağlantılar
İletişim
Hakkımızda
Giriş Yapın





Kayıp Şifre?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Burada Olanlar
Son Haberler
Ana Sayfa arrow Kaza Raporları arrow Dağ Kazaları ile ilgili Söyleşiler arrow 4 YIL SONRA İSKENDER, DAĞ KAZALARI VE RİSKLER - Nasuh Mahruki
4 YIL SONRA İSKENDER, DAĞ KAZALARI VE RİSKLER - Nasuh Mahruki
Yazı Index
4 YIL SONRA İSKENDER, DAĞ KAZALARI VE RİSKLER - Nasuh Mahruki
Sayfa 2

  Bu ülke bugüne dek yaklaşık 32 - 33 dağcısını dağ kazalarında kaybetti.
  Bunlardan hangisini köşenizde veya programınızda bir satır veya 15 saniye olarak haber yaptınız? Bu ülke iki Dağcılık Federasyonu başkanını dağ kazalarında kaybetti ve ikisi de en fazla 3 gün gündemde kaldı da, İskender'in kazasını babacığı da bu acıya dayanamayıp göçene kadar neden gündemde tuttunuz? Son dört yılda, Ağrı dağında kritik hatalar sonucunda Sertaç (TÜMERDEM) ve Türkiye'nin yetiştirdiği en deneyimli dağcılardan ikisi, Uğur (ULUOCAK) Kırgızistan'da ve AKUT'un en güçlü takım liderlerinden Kürşat (AVCI) Demirkazık dağında hayatını kaybetti. İskender'in kazasında dağcılık uzmanı kesilen siz sözümona gazeteciler, olayın sorgulanmasını geçtim de köşenizde veya programınızda acaba bu dağcılara rahmet dileyip, ailelerine başsağlığı mesajı geçtiniz mi?
  
  
  
  Bunlara cevap veremezler, çünkü bunlar zaten o gün de İskender'i umursamamışlardı ki, bugün Sertaç'ı, Uğur'u, Kürşat'ı veya dağcıların acılarını umursasınlar. Onlar İskender'i sadece bir malzeme olarak kullandılar ve alacaklarını aldıktan sonra geçip gittiler. Hala merak ederim, bu tür insanlar hayattan ne bekler, onları ne tatmin eder acaba.
  İnsanların acılarını ve ölümlerini bile amacına ulaşmak için bir silah olarak kullanan bir ruh hali, kendi çocuğuna nasıl analık - babalık eder, onu nasıl yetiştirir, ona ne öğüt verir. Bir de bu kirli oyuna o gün alet
  olanlar acaba ne hissediyor bugün.
  
  
  
  Bu konuyu fazla uzatmak niyetinde değilim, yukarıdaki soruların cevabını çok iyi bildiğime emin olabilirsiniz, sadece sürecin arka planını sizle paylaşmak istedim.
  
  
  
  Bizim gönül verdiğimiz dağlar ve doğanın her bir parçası, tanrısal güzelliği ile insanı her zaman gizli gizli kendine çekmiştir. İnsanoğlu artık doğadan iyice uzaklaşmış ve kendisini beton ve çelik yapılara hapsetmiş durumda.
  Buna rağmen, boyuneğmez ve mağrur ruhu ile zaman zaman doğanın kucağına yaptığı ziyaretler muhteşem ve cazip ama bazen de tehlikelidir. Dağcılıktan bahsedecek olursak, ilk söylememiz gereken şey şudur; Her ne olursa olsun, dağcılar dağ kazalarına karşı her an dikkatli ve uyanık olmalıdır.
  Neresinden bakarsanız bakın dağcılık tehlikeli ve riskli bir spordur. Bizler kararlarımızla ancak bu riski kabul edilebilir bir seviyeye çekerek sporumuzu yaparız. Risk, sonucunda gerçekleşmesini istemediğimiz bir olayın meydana gelme olasılığıdır. Bu olasılık her zaman vardır, ama küçük ama büyük. Bizler sadece fiziksel, teknik ve psikolojik antrenmanla, ekipman seçimiyle, rota ve mevsim seçimiyle, takım çalışması ve liderlik yetenekleriyle, doğru stratejilerin ve karar mekanizmalarının kulanılmasıyla bu riski kendimize göre kabul edilebilir, kontrol edilebilir ve üstlenilebilir bir seviyeye çekeriz.
  
  
  
  Bilimsel ölçekli bazı kaynaklar, nedense riske girmenin cazibesini yapılan eylemin önünde değerlendirirler. Bu bakış açısını hiçbir zaman anlayamadığımı itiraf etmeliyim. Çocukluğumdan bu yana, içinde bulunduğum gruplarda her zaman diğerlerinden daha kolay ve daha fazla riske girebilen bir yapıda oldum. Ancak bugüne dek üstlendiğim risklerin hiçbiri o riskin kendisi için değildi. Kendi adıma riske girmemin tek sebebinin, ulaşmak istediğim yere en hızlı şekilde gidebilmek için, bu yolu kullanmak zorunluluğu olduğunu söyleyebilirim. Dağlara tırmanmak gibi, mağaralara girmek gibi, motosikletle uzaklara gitmek gibi sevdiğim şeylere ulaşabilmek için onlarla ilişkili riskleri de kabullenmem gerekti ve ben de öyle yaptım.
  Sevdiklerimden vazgeçip evde oturmayı da seçebilirdim elbette, ama o başka bir hayat olurdu.
  
  
  
  Riskin kabul edilmesinin sebebi, sonucunda yaşanacak olan kişisel tatmindir.
  Güzel ve zorlu bir bedensel ve ruhsal etkinlik yaşamanın getirdiği mutluluk, hele bir de içinde tanrısal güzellikler olursa, bazıları için pek az şeyle kıyaslanabilir. Siz ortaya belirli ölçüde fiziksel ve ruhsal güç koyarsınız ve bunu kontrol ettiğinizi düşündüğünüz risk ölçüsünde baştan kabul ettiğiniz tehlikelerle bütünüyle üstlenirsiniz. Bu kontrollü risk yüklenmenin sebebi, bu riskin üstlenilmesi sonucunda terazinin öbür tarafında büyük bir tatminin ve mutluluk kaynağının elde edileceği beklentisidir. Evden çıkarsınız ve sizi mutlu edecek şeyi elde etmek için bu kadar güç, şu kadar fedakarlık koyarsınız ve bu kadar da risk yüklenirsiniz.
  Herşey iyi gider ve risk sadece bir olasılık olarak kalıp gerçekleşmezse, sonuçta arzu ettiğiniz tatmini elde edersiniz ki, zaten ana amaç da budur.
  
  
  
  Bazen arzu ettiğiniz hedef için ortaya koymayı göze aldığınız emek ve risk, hedefi karşılamakta yetersiz kalır. O zaman karşınızdaki tehlikeyi göze almazsınız ve bir dahaki sefere daha uygun koşullarda deyip geri dönersiniz.
  Ama bazen de kabul edilebilir seviyede değerlendirerek üstlendiğiniz risk gerçekleşir. İşte bu noktada her şey değişebilir, tersine dönebilir.
  Üstlendiğiniz riskin karşılığı, bedensel sıkıntı, zahmet, zorluk ve başarısızlık gibi şeylerse, bunların hepsini ter dökerek yaşar, eğer yeteri kadar iyiyseniz çözer ve sonuca ulaşamadan evinize geri dönersiniz. Her durumda sizin yükümlülüğünüz yapabileceğinizin en iyisini yapmaktır. Ancak bu "en iyisi" her zaman yetmeyebilir. Risk gerçekleştiğinde, boyutlarına bağlı olarak, eğer onu karşılayacak önceden hazırlanmış alternatif planlarınız yoksa riski doğrudan üstlenmek zorunda kalırsınız ki, genellikle insan bedeni ciddi ve sert bir doğrudan karşılaşmayı kaldıramaz. Riskin gerçekleşmesine rağmen alternatif planlar bir yere kadar size ikinci, hatta üçüncü bir şans verebilir. Burada ilk belirleyici, tehtidi algılama hızınızdır, sonrasında yeteri kadar güçle ve süratle cevap verip alternatif planları devreye sokabilir ve ilk şoku fazla zarar görmeden üzerinizden atabilirseniz, devamındaki süreci yönetmek çok daha kolay olur.
  
  
  
  Ama bazen herşey çok hızlı gelişir, ne alternatif planlar devreye sokulabilir, ne yeni stratejiler. Gözünüzü açıp kapayana kadar hayat avuçlarınızdan akıp gider. İşte herşeyin tersine döndüğü o anda, duygular ve yetenekler oyun dışında kalır ve sadece olasılıklar vardır elinizde. Burada duygu, güç, yetenek veya malzemenin katkısı herşey durur, zaten onlar yetersiz olduğu için bu aşamaya gelinmiştir. Artık sadece şans yanınızda kalır. Matematik devreye girdiğinde sağ kalmak için denklemin pozitif tarafında kalmanız, büyük ölçüde sizin dışınızdaki faktörlere bağlıdır.
  Bazıları buna Tanrı der, bazıları şans, bazıları kader. İstediğinizi kabul edebilirsiniz, sonuç aynıdır.
  
  
  
  Bütün yapmanız gereken, risk gerçekleştiğinde ilk anda onu en az zararla atlatmak ve sonrasındaki süreci bilinçli bir şekilde yönetmektir. Bunu yapmanın söylemesi kadar kolay olmadığı ortada, ama bu zaten sizin dışınızda size biçilen bir rol. Bunu kabul etmek ve oyundaki rolünüzü en iyi şekilde oynamak gerekli. Bu rol her ne olursa olsun.
  
  
  
  www.nasuhmahruki.com
  
   Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!


 

UYARI: Rotalar.comda anlat?tkinlikler, oldukç¡ ciddi yaralanma hatta ? riski ta?d?erli teknik ve mental seviyeye ula?kesinlikle b?si etkinlikleri ger祫le?iniz. Bu t?kleri ?mek, ?sinde yeterli fiziksel ve teknik birikimi ve deneyimi gerektirir. Bu sitenin i祲i𩬠benzer etkinliklerde olu?las?lar iç©® herhangi bir sorumluluk kabul etmez

eXTReMe Tracker