|
Sayfa 1 Toplam: 2 LAHİTKAYA KUZEY YÜZÜ- BİR MİX TIRMANIŞ OKULU Aladağlar’da Emli boğazına girip, ormanı geride bırakınca ulaştığınız Akşampınarı kamp yerinden görünen manzara, her iki yanda uzanan kaya duvarları,kuleler ve bazen de yatık çarşaklı sırtlardır. 3150 metrelik Lahitkaya dağı da, buradaki dağlardan yalnızca birisidir. Çevresindeki Kaldı, Little Trango, Güzeller gibi görece yüksek doruklar arasında gözden kaçan Lahitkaya dağı, güzel ve dik kuzey ve batı duvarlarına sahiptir- kuzey duvarı, özellikle de önünden ve altından geçerken insana tırmanma isteği vermektedir..Sıyırma boğazı her ne kadar bildik gelse de insana, arkada Kaldı kuzey yüzü ile Lahitkaya kuzey duvarının o klasik görüntüsü, her dağcı gibi beni de, daha ilk tırmanış günlerimde etkilemeyi başarmıştı. Lahitkaya muazzam bir zirve değildir, en uzun rotası ise neredeyse 350 metre kadar yüksekliktedir. Ama ben ve birçok tırmanıcı için önemli bir yer. Bunun nedeni ise, üzerinde bulunan rotaların çokluğu ve zorluklarının çeşitliliği. Birçok yeni dağcının belki de ilk tırmanışları Lahitkaya (ve kaçınılmaz olarak da Güzeller) dağlarında olmuştur. Dağın doğusundaki klasik rota,150 metre yükseklikte, kısa ama birçok insana tırmanış heyecanı yaşatacak kadar dik, görece güvenli bir rotadır.Bu yazıda benim değinmek istediğim ise, günümüz zorluk derecelerinde orta karar rotalardan oluşan Lahitkaya’nın teknik yüzleri ve buralarda tırmanmanın kış ve mix tırmanış açılarından bizlere neler kazandırdığı.. Lahitkaya kuzey duvarı gerçek anlamda bir duvar değil, aynı Kaldı ve Güzeller kuzey duvarları gibi setli, dik etaplar da içeren, kulvar ve baca sistemleriyle bölünmüş, bol kar ve buz tutan, karın eriyip sonra da akarak donduğu türde bir yüz. Bu özelliği nedeniyle de, aynı saydığım rotalar gibi, mix ve buz koşullarını zaman zaman en iyi şekilde barındırıyor - yani, tam biz Türk dağcılarının arayıp da zor bulduğu bir ortam. Ancak, bazen kış başı, bazen de kış sonunda yoğun erime ve donma ile ortaya çıkan buz şartları, tehlikeli koşullar anlamına geliyor: kayanın açık olan kısımları ıslak oluyor ve birçok dik kulvar çığ tehlikesi içeriyor. Özellikle de en çok miktarda buzun, çığların en sık indiği kulvarlar boyunca ve bunların altında oluştuğunu akla getirince, bu tür şartlarda tırmanırken ikinci bir kez düşünmek gerekiyor.. Her tırmanış aktivitesi gibi mix tırmanış da tehlike doludur ama, Lahitkaya’nın bu şartları, özellikle de benim açımdan bir tırmanış okulu gibi olmuştu. Gidip geldikçe bazen başarılı oluyor, bazen de dayak yiyip geri çekiliyorduk- tecrübe de böyle böyle kazanılmaz mı zaten? 1994 yılı genç dağcılığımın en hızlı yıllarının tam ortasıydı, galiba en ateşli dönemimizdi. O dönemki tırmanış arkadaşlarımdan Nafiz Balcı ile çok güzel tırmanışlar yapıyorduk ve en önemlisi de kafa olarak çok uyuşuyorduk. Nafiz kaya üzerinde çok iyi olan, delice cesarete sahip bir tırmanıcıydı. Türkiye ‘de ıslak dönemlerde büyük yüzlere pek gidilmeyen bir dönemdi 1994’ler, hala da bunun çok değiştiği söylenemez. Aylardan mayıs ayıydı ve dağa gitme kararımızı, Sıyırma boğazına girip, gözümüze kestirdiğimiz bir yeri tırmanma kararı izledi…Böylece, bugüne kadar süren Lahitkaya maceraları dizisi başlamış oldu. Gerçi bundan evvel de buz ve mix tırmanırdım ama, herhalde yıllar içinde gidip de buz bulduğum ve en sık gittiğim yerlerden birisi Lahitkaya oldu. Yağmurlu bir günde, Sıyırma’nın Valikonağı kampı civarına kurduğumuz küçücük bir bisiklet çadırına sığışıp, gri sis içinden bazen gözüken Lahitkaya’yı seyrettik -üzerinde en çok rota olan yüzdü bu. Kışın aşırı yağışı yüzünden kulvar içleri kar dolu idi , en önemlisi de aşağıdan başlayan dik ve buzlu bir hat vardı. Ertesi gün ne yapacağımızı biliyorduk. Gri bir sabahta, erkenden yüzün altına gittik. Malzemelerimiz oldukça ilkeldi bugüne göre: sikkeler ,üç hexantrik takozu, 12 karabin (ekspres bant yok, onun yerine birkaç perlon vardı) ve de, en fenası, 45 metrelik, 9 mm. çapında, ne olduğu belirsiz bir Rus ipi.. Nafiz, hafızam beni yanıltmıyorsa, kısa ve yün bir dağcı pantolonu ve yuvarlak burunlu ,eski tür bir dağ ‘’potini’’ giymişti , kıçında ise ev yapısı, kendi üretimi olan emniyet kemeri vardı, ikimizde de kask yoktu. (Dolayısıyla fotoğraflar oldukça antika çıktı!) Rota, içine girdiğimiz ilk andan itibaren sağlam kar-buz kaplıydı ve eğim dikti, zaman zaman 65-70 derece sert kar-buzdan tırmanıyorduk. Üst kulvarlara ulaşan dik kaya slab’I ( slab: temiz, pürüzsüz ve orta eğimli kaya yüzeyi) üzerinde mükemmel bir buzlanma vardı. Emniyetli hissettiğimiz için olsa gerek, ip hala sırtımızdaydı - biz de dik kulvarı kramponluyorduk -150 metre kadar yükselince, üstünde kar olmayan dik bir slab’a geldik (burası, duvarı orta hizada bölen slab imiş). Buradan doğru şekilde, sağa geçmemiz gerektiğini tahmin edebildik- bu önemli bence, çünkü, ne o rotayı tırmanan birisi ile konuşmuştuk ne de rehber kitaba bakmıştık, zira çevrede o tür güzellikler yoktu-yani seçtiğimiz rotaya hasbelkader girmiş, Allah ne verdiyse gidiyorduk. Bu da, bence, rota bulma becerilerini geliştirici bir şey tabii. Sonuçta, ipi açtık, Nafiz o berbat ve ıslak slab’I kramponlarıyla tırmandı ve üst kulvarlara geçtik. Üst kulvarlar daha da sertti ve kaya olan dar boğazlarda buz şelaleleri akmıştı, biz de iyice doldola gelerek bunlara ’saldırıyorduk’. Bağıra çağıra tırmanıyorduk, bu arada Lahitkaya kuzey’in üstteki geniş kar setine çıkmıştık-artık zirve yakındı ama hava da sapıtmıştı, gri sis içinde gökten bir kar furyası boşalıyordu.. Açık olan kayaların da üzeri karlanıp kapandı ama biz halen yükseliyorduk, iyice dik yerlere gelmiştik ve, kayganlaşan zemin dolayısıyla, emniyet almaya başladık.. Sonunda dik bir kaya duvarının altına geldik -duvar bir dihedrali andırıyordu, bir yanı negatif temiz bir kaya, fakat çatlaklı, diğer yanı ise pozitif eğimli ama üzeri pul pul, saydam bir buz ile kaplıydı.. hangisi daha iyi?Üzerinde olduğumuz, duvara dik uzanan keskin sırt emniyet almaya uygun değil, tırmanan düşerse emniyetçi sırtın diğer yanına atacak kendini ve ip ikimizi de tutacak, yani en azından buna güvenerek tırmanıyoruz! Çok güvenmediğimiz ince ipi çift kat yapıyoruz, Nafiz kuru ama negatif yüzeyi denemeyi istiyor ve hemen 5 metre kadar yükseliyor, ama yüzey pek kolay değil, bir sikke çakabilmek için ellerini kayadan ayıramıyor. Gücü yavaş yavaş tükeniyor, çakmak üzere karabinden çıkarttığı sikke ağzında.. Bir anda elleri kayadan kurtuluyor, onu havada görüyorum ve kendimi sırttan öte yana atmam bir oluyor! Ben yuvarlanırken, küçük sırtın diğer tarafından Nafiz’in çakılırkenki metal aksam şangırtısı geldi. Bir an sonra, sırtta buluştuk, bir iki gülüşme ve devam! Nafiz bu kez dihedralin diğer yanına, buzlu kayaya tırmanmaya çalıştı, ama zar- zor çakılan bir sikke ile istasyon almadan önce değil. Çıktı, çıktı ve kramponları buzu tutmamaya başladı, artık buzları kırmış, ıslak kayada patinaj yapıyordu..Sonuç: 6 metrelik bir lider düşüş daha! Bu kez Nafiz’in burnunun üst kısmı yaralanmış, kanıyordu. Ben de, düşmenin gücüyle karşımdaki duvara dizlerimi vurmuştum ve galiba yumuşak dokuları ezmiştim.. bir süre sırıtarak birbirimize baktık ve.. inelim dedik (nihayet!) Duvarın en üstüne yakın bir yerden, 5-6 ip serbest, 7 ip boyu da ipli iniş yaptık, iğrenç bir yağış altında. Yüzü bitirememiş ama çok güzel ve adrenalinli bir tırmanış ve iniş yapmış olmuştuk.
|