|
Sayfa 3 Toplam: 3
27 OCAK Sıkı bir uykudan sonra toplanıp dün açtığımız hazır izden yukarı, Kaldı platosuna çıktık yine. Amacımız, gidebilirsek Taştepe veya onun kuzeyindeki adsız dağa çıkmak. Hava inanılmaz derecede saydam ve pus, nem filan hiç yok- görüş yüzlerce kilometre olmalı bu sabah. Hatta İskenderun körfezi altın gibi parlıyor ve onun ardında Hatay’ın dağları bile gözüküyor. Kaldı Platosundan güneye iniyoruz, Taştepe’nin rotasını inceliyoruz.. Çok kar var ve devamlı yan geçiş yapılacağı için alınacak risk büyük, rotanın altı da uçurum.. Çığ halinde sürüklenip uçmak çok olası. Batı-kuzeybatı’ya bakan yamaçlar karın dengesi açısından çok iyi değil, dolayısıyla Taştepe’ye boşverip onunla Kaldı arasında kalan adsız 3580 metrelik dağa yöneldik. Normal olarak Kaldı güneydoğu yüzüne ip inişi yaptığımız bele varıp dağın altına 150 metre kadar yan geçtik, dağın batı yüzündeki kar/kaya slablarından oluşan yamacı geçmeye başladık ama burada kar iyice bataklaştı. İp çantadan çıktı.. Kayanın ortasına bir sikke çakıldı, basit bir emniyet alındı, Efecan hareket etti ve riskli bir kar alanını keserek yan geçti (kar eğimi 40-45 derece kadar), karşı kıyıya vardı, oradaki büyük bir kayanın ardında istasyon kurdu, sıra bende.. Sikkeyi söküp hareket ettim. İkinci etap, bir ip boyu süren bir kar tırmanışı oldu. Üçüncü ip boyu ise kısa mix etaplarla (II, III) bölünmüş, 60-70 metrelik uzun bir ip boyu oldu.Tırmanış zor olmamakla beraber güzel ve bazen boşluklu, ortalama 55 derece eğim var..Son ip boyunda zirvenin güney sırtına dolanılmış oluyor ve buradaki belden zirveye 65 metre kadar II,III+ derecelik karlı ve çürük bir kaya tırmanılıyor. Böylece enteresan ve uzak bir dağın ilk kış tırmanışını yapmış oluyorduk..İsim koymaya değer, şekilli bir dağ bu ve aslında yassı, kuleli şekli Alp’lerdeki Charmoz Dağının Mer de Glace buzulundan görünümünü hatırlatıyor bana. ‘Küçük Charmoz’ desek mi derken Efecan bunu hiç beğenmedi ve biraz düşünmeden sonra dağımızın adını ‘Sivritaş Tepe’ olarak belirledik.. Sivritaş’ın zirvesi küçücük, kuzeydoğu yüzündeki duvarın boşluğu ürkütücü, Kaldı’nın doğu yüzleri de çok iyi gözüküyor buradan. İşte sana koskoca Aladağlar, daha yapacak o kadar çok şey var ki. İnsan bir yaptığını bir kez daha tekrarlamadan bir ömür geçirebilir, yeter ki biraz kafa işletsin.. Bu şekilde, hiçbir kişisel çekişmeye girmeden (mümkünse!) tırmanmak en güzeli. Manzaralı sivrimizde biraz zaman geçirdikten sonra inişe başladık, aynı yoldan geri indik. Dönüşte Yoncalıtaş Tepe’ye de çıkıp çevredeki rotaları inceledik.. Hava kararmadan kampta çayımızı içiyorduk bir kez daha. 28 OCAK Dönüş günü..sakin bir sabahta pılıyı pırtıyı toplayıp Direktaş boğazı’na iniyoruz. Krampon takarak başladık,daha aşağılarda kar batmaya başladı, boğazın tabanında oldukça derin kar vardı. Bir kaç saat sonra 2000 metreye, Akşampınarı’na varabildik. Akşampınarı’nda Samsun’lu ve Hacettepe Dağcılık kulübünden tanıdık arkadaşlarımız vardı ve uzun süredir insan görmemenin verdiği taze güçle sohbet ettik- Efecan’ın çenesi düştü tabii ki.. Samsun’lu arkadaşların, Ömer Abi’nin İngilizce yazdığı ve benim de Türkçe’ye çevirdiğim ‘Aladağ’ kitabını kullanarak ilk kez gördükleri Parmakkaya’ya ilk seferde kış tırmanışı yapabilmeleri ayrıca hoşumuza gitti.. Çadırı bu kadar düz ve geniş bir yere kurmanın verdiği şaşkınlıkla akşamı ettik. Kalan iki günlük yiyecek ve yakıtı bol bol harcayarak ölümüne yiyoruz. Hava biraz kapattı, kar atıştırıyor, gri bulutlar dağı ele geçirdi. 29 OCAK Cep telefonunun çektiği ve Salim Abi’yi çağırabileceğimiz tek yer olan Sarımemet Yurdu’na yürüyoruz. Emli ormanı her zamanki kadar monoton ve batak karlı. Sarımemet Yurdu yine ıssız.. Keler’in üzerindeki sırttan Salim Abi’yi rahatça arayabildik. Sonraki etap bizi bekleyenlere dağdan indiğimizi söylemek oluyor. Salim Abi’nin traktörünün motor sesi faaliyetimizin sonunu betimliyor..
|