Ana Sayfa
Haberler
Dağlar
Tırmanış Raporları
Kaya Tırmanışı
Eğitim Notları
Doğa Yürüyüşü
Kaza Raporları
Videolar
FORUM
Bit Pazarı
Bağlantılar
İletişim
Hakkımızda
Giriş Yapın





Kayıp Şifre?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Burada Olanlar
Son Haberler
Ağrı dağı
Yazı Index
Ağrı dağı
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15

  YÜKSEKLİK HASTALIĞI ( AKUT DAĞ HASTALIĞI )
  
  Yükseklikten kaynaklanan hastalıklar, bir çok kaynakta “yüksek irtifa hastalıkları” adı altında ele alınmaktadır. Yükseklik ve irtifa aynı anlama gelen kelimeler olduğu için bu kullanım tarzını doğru bulmuyorum (Aynı kavram, “yüksek irtifa ayakkabısı” şeklinde de karşımıza çıkmaktadır). Burada tıp literatüründe, “Akut dağ hastalığı” adı altında incelenen yükseklik hastalığından kısaca bahsetmek istiyorum.
  Akut dağ hastalığı, bir günde tırmanılan yüksekliğe, tırmanış sırasında harcanan efora ve kişinin özelliklerine bağlı olarak değişik seyirlerde karşımıza çıkmaktadır. Hastalığa yakalanabilecek yeterlikte bir yüksekliğe çıkıldıktan 8 ile 24 saat arasında belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Orta yükseklikte yani 3000 m. civarındaki dağlara çıkan dağcıların % 30’unda, 4500 m.’nin üzerine çıkan dağcıların ise ortalama % 75’inde görülmektedir.
  Hastalığın karakteristik belirtileri, baş ağrısı, iştahsızlık, mide bulantısı ve kusma, halsizlik ve çabuk yorulma, nefes alma güçlüğü, hırıltılı solunum, çok çabuk soluk soluğa kalma hissi, uykusuzluk, yüzde, ayaklarda ve göz çevrelerinde şişmeler, idrar miktarında azalma, gözün ağ tabakasında küçük çaplı kanamalar, dengesizlik ve bilinçsel yeteneklerde zayıflama, baş dönmesi olarak özetlenebilir.
  Hastalığın temel nedeni, yüksekliğe bağlı olarak hava basıncının düşmesi ve buna bağlı olarak, havada ve kandaki oksijen miktarının azalmasıdır. Havadaki bu oksijen azalması, zaten yorucu bir fiziki aktivite içersinde olan ve oksijene olan gereksinimi artmış bulunan dağcının karşısındaki en önemli sorundur.
  Hava basıncı yaklaşık her 13 m. yükseklikte bir milibar düşmektedir. Deniz seviyesinde 760 milibar olan hava basıncı, 3000 m.’de 523 milibara düşmektedir. Ağrı Dağı’nın zirve yüksekliği olan 5165 m.’de hava basıncı deniz seviyesinin yaklaşık yarısına düşmektedir. Bu düşüş, akut dağ hastalığının temelini oluşturur.
  Vücut daha az oksijenle idare etmek durumunda kalır. Vücut dokularının yetersiz oksijen almasına “Hipoksi” adı verilmektedir. Hipoksi sonucu, solunum ve kalp atış temposu da hızlanır. Buna bağlı olarak solunumla kaybedilen karbondioksit miktarı artar ve kandaki karbondioksit miktarı azalır. Bu duruma “hipokapni” adı verilmektedir. Bu gelişmenin bir sonucu olarak, kandaki alyuvar miktarı artmaya başlar. Bu artış, deniz seviyesine göre iki kat daha fazladır. Kan, daha yoğun bir kıvam alır. Kanın yoğunlaşması, kalp krizi riskinden, akciğer ve beyin ödemine kadar başka bir çok rahatsızlığın nedenini oluşturur. Kalp krizi geçirmiş kişilerin hastalığa neden olabilecek yükseklikteki dağlara çıkmaları ancak doktor kontrolünde gerçekleştirilir. Akut Dağ Hastalığı’nın daha ilerlemiş şekillerinde, akciğer ödemi ve beyin ödemi ile karşılaşılabilir.
  
  TEDAVİ : Bütün dağ hastalıklarında temel tedavi şekli irtifa kaybetmektir. Akut dağ hastalığında eğer rahatsızlıklar ciddi boyutta değilse irtifa kaybetmeksizin ilaçlarla tedavi şekli uygun olabilir. Ancak hasta düzelene kadar yeniden yükselmemelidir. Eğer ilaç tedavisine karşın rahatsızlıklar 24 saat içinde düzelmemişse irtifa kaybetmek gereklidir. Baş ağrıları için Aspirin tavsiye edilmektedir. Doktor tarafından verilecek olan “Asetazolamid” ve “Deksametazon” etken maddeli ilaçlarla yapılan tedavilerin olumlu sonuç verdiği gözlenmiştir. Önemli bir nokta da Akut dağ hastalığına yakalandıktan sonra alkol alımından kaçınmak gerektiğidir (4200 m.’de Tekirdağ’ı götüren arkadaşlara duyurulur).
  
  YÜKSEKLİKTE YAŞANAN AKCİĞER ÖDEMİ
  
  Akciğer Ödemi, akciğere sıvı dolması sonucu nefes almanın zorlaşması durumudur. 2500 ile 3000 m.’nin üzerine ani çıkışlar yapanlarda birkaç gün içinde gelişebilen bir durumdur. Nedenleri ve gelişimi Akut dağ hastalığının aynıdır. Vücut dokularının yetersiz oksijen alması (hipoksi), akciğer damarlarında refleks bir daralmaya yol açmaktadır. Bu daralma akciğer damar sisteminde, bir tansiyon yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum yüksekliğe bağlı akciğer ödeminin gelişmesine neden olur. Damarlar içinde artan basınç, damar içindeki sıvıyı, damar dışına sızdırır ve akciğerlerdeki alveoller (hava keseleri) sıvı ile dolmaya başlar. Özetle vücut kendi sıvısı ile boğulmaya başlar. Ölümcül olabilen ciddi bir sorundur. Ölümler 6 ila 12 saat arasında gerçekleşebilir.
  Aniden ortaya çıkan ve gittikçe şiddetlenen kuru bir öksürük ve nefes darlığı ile hastalık kendisini gösterir. Yüzde, ellerde ve ayaklarda morarmalar görülür. Hırıltılı solunum oldukça belirgin bir hal alır. Öksürükle birlikte beyaz köpüklü bir balgam ortaya çıkar.
  
  TEDAVİ : Yapılacak ilk iş, süratle hastayı aşağılara indirmektir. 300 m.’lik bir iniş bile hastanın durumunda belirgin düzelmeler sağlayabilir. İrtifa kaybı, hastalığın tek tedavisidir. İniş hemen mümkün değilse, hasta sıcak tutulmalı, sıcak içecekler verilmelidir. Hastanın solunumunu rahatlatmak için varsa oksijen takviyesi yapılabilir, yoksa hasta domalmış bir vaziyete getirilir (en uygun anlatım şekli buydu kusura bakmayın) ve hastanın arkasına geçen bir kişi belinin üzerinden hafifçe ve sürekli bastırarak hastanın solunumunu kolaylaştırmaya çalışır. Bu konumda solunum daha rahattır ve akciğerlerdeki sıvı, balgam yolu ile daha kolay dışarı atılabilir. Bu uygulamaya, 5-10 dakika süre ile ve yarım saatte bir tekrarlayarak devam edilmelidir.
  “Nifedipin” etken maddesine sahip ilaçlar doktor tavsiyesine göre Akciğer Ödemi için dil altı pastili şeklinde kullanılmaktadır.
  
  YÜKSEKLİKTE YAŞANAN BEYİN ÖDEMİ
  
  Daha seyrek görülen bir durum olmakla birlikte, aynı akciğer ödemi gibi, dağ hastalığının ölümle sonuçlanabilen bir türüdür. Vücut dokularının yetersiz oksijen alması (Hipoksi) sonucu beyin kan damarlarından dışarı sıvı sızar ve beyin hücrelerinde şişme meydana gelir. İlk belirtileri, kusma, baş ağrısı, baş dönmesidir. Daha sonra yürümede zorluk ve denge kaybı ve hafıza kaybı başlar. Kısa zamanda hasta temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelir. Halüsinasyonlar görür.
  
  TEDAVİ : Varsa oksijen desteği sağlanmalıdır. Hastanın süratle irtifa kaybetmesi gerekmektedir. Yoksa hasta komaya girer ve arkasından da ölüm gelir. İlaç olarak, “Asetazolamid” ve “Deksametazon” etken maddeli ilaçlar doktor tavsiyesine göre kullanılmalıdır. 
  

Son Güncelleme ( Friday, 29 June 2007 )
 

UYARI: Rotalar.comda anlat?tkinlikler, oldukç¡ ciddi yaralanma hatta ? riski ta?d?erli teknik ve mental seviyeye ula?kesinlikle b?si etkinlikleri ger祫le?iniz. Bu t?kleri ?mek, ?sinde yeterli fiziksel ve teknik birikimi ve deneyimi gerektirir. Bu sitenin i祲i𩬠benzer etkinliklerde olu?las?lar iç©® herhangi bir sorumluluk kabul etmez