|
Burada Olanlar |
|
Şuanda 2 misafir bağlı |
|
|
Sayfa 10 Toplam: 15 AĞRI DAĞI’NDA ÖLÜMLE SONUÇLANAN KAZALAR 24 Temmuz 1985 : Gülden Haberoğlu’nun iniş sırasında heyelan – çığ sonucu ölümü. 24 Temmuz 1985 : Nuray Sarıbatur’un iniş sırasında heyelan – çığ sonucu ölümü. 13 Şubat 1987 : Fatih Sireci’nin iniş sırasında düşme sonucu ölümü. 25 Şubat 1989 : Halil Yeniçıkan’ın çıkış sırasında Büyük Platoda düşme sonucu ölümü. 27 Şubat 1989 : Recep Çatak’ın iniş sırasında buzuldan düşme sonucu ölümü. Olay Halil Yeniçıkan’ın cesedinin indirilmesi sırasında yaşanır. Recep Çatak’ın mezarı, vasiyeti üzerine Aladağlar’da Emli Vadisi girişine gömülmüştür. 29 Şubat 2000 : İskender Iğdır’ın iniş sırasında buzuldan düşme sonucu ölümü. 15 Temmuz 2001 : Sertaç Tümerdem’in iniş sırasında zirvenin hemen altında buz çatlağına düşmesi sonucu ölümü. BİTKİ ÖRTÜSÜ, HAYVANCILIK Büyük Ağrı Dağı üzerinde orman örtüsü gelişmemiştir. Küçük Ağrı Dağı’nın batı, güney ve güneydoğu kesimlerinde huş ve meşe ağaçlarına dağınık olarak rastlanır. Büyük Ağrı Dağı’nın 3000-3500 m.ye kadar olan bölümleri otlak olarak kullanılmaktadır. Özellikle küçükbaş hayvancılık yapılmasına olanak tanıyan bu bölümler yöre halkı için büyük ekonomik öneme sahiptir. Yaz mevsimi boyunca bu otlaklarda bir çok yayla çadırı kurulur ve hayvancılık yapılır. Bölge PKK eylemleri nedeniyle yaklaşık 10 yıldır yaylacılığa kapalı bulunuyordu. Son 2 yıldır yeniden açıldı. Yaylacılık mayıs ve ağustos ayları arasında yapılmaktadır. Dağın 3500 m.den, devamlı kar sınırı olarak kabul edilen 4000 m.sine kadar olan alanlar ise yüksek dağ çayırları ile kaplıdır. Büyük Ağrı Dağı’nın büyük bir bölümü lav akıntılarının kapladığı bir çöl görünümündedir. SU DURUMU Dağın üst bölümü devamlı kar ve buzla kaplı olmasına karşın Ağrı Dağı’nda su sıkıntısı çekilmektedir. Kalıcı kar ve buzulların erimesi ile haziran ve temmuz aylarında en üst düzeye çıkan erime suları bile gündüzleri kısa süreli yüzey akışı göstermektedir. Erime suları çok geçirimli olan andazit ve bazalt lavların altından sızarak yer altında kaybolmaktadır. Bu sular, lav örtülerinin son bulduğu ova tabanında güçlü kaynaklar halinde yüzeye çıkarlar. YABAN HAYATI Yaban hayatı açısından zengin olan Ağrı Dağı’nda, yüksek kesimlerde kurt ve ayıya fazla miktarda rastlanır. Ayrıca yüksek kesimlerde rastlanan bir hayvan da yaban koyunudur. Dağın ova ile birleştiği sıcak ve kumluk kesimlerde zehirleri insan için de öldürücü olabilen bazı engerek yılanı türleri yaşamaktadır. İKLİM Büyük Ağrı Dağı etrafında genel olarak karasal iklim hüküm sürer. Gece ve gündüz arasında ısı farkları oldukça fazladır. Yüksek bir dağ olan Büyük Ağrı Dağı, kendi iklimini kendi yaratır. Gündüzleri ısınan hava yükseklere doğru hareket eder. Bu yükselme sırasında havadaki nem oranı artar ve sıcaklık düşer. 3000 m.den sonra bu hava, buzulla karşılaşır ve nem oranı daha da artar. Bu durum ani ve beklenmedik yağışları hazırlar. Geceleri ise bu işlem terse doğru işler ve soğuyan ve ağırlaşan hava doruk bölgesinden aşağıya vadilere doğru kanalize olur. Yüksek dağlara özgü bu düşey ve dikey hava hareketi, bazen yatay hava hareketleri ile birleşerek, tipili ve türbülanslı yağışlara neden olur. Zirve tırmanışı yapan dağcılar bu nedenle yazın sürpriz gibi görünen kar tipileri ile karşılaşabilirler. Büyük Ağrı Dağı’nın zirve bölümü genellikle bulutlarla kaplıdır. Bu durum, tırmanışı fazlasıyla riske etmemekle birlikte tırmanış zevkini ve zirveden seyredilmesi umulan manzarayı görememeyi doğurabilir. Bunun için zirveye mümkün olduğunca erken varılması önerilir. Ağrı Dağı’nın bu bulutlarla kaplı hali zamanında Rus çarını bile hayal kırıklığına uğratmıştır. Vakti zamanında Rus çarı, Çar Nikola, Ağrı Dağı’nı merak eder ve görmek için St. Petersburg’dan kalkıp haftalar süren bir yolculuktan sonra Erivan’a gelir. Dağın üzeri sis ve bulutla kaplıdır. Dağı görebilmek için birkaç gün Erivan’da bekler, ancak dağın zirve kısmı bir türlü açılmaz. Çar dağa küser ve “yüzünü bile göstermeyen dağın onuru olamaz” der. Dağı göremeden üzgün ve kızgın olarak geldiği yere geri döner. Büyük Ağrı Dağı’nda en iyi hava koşullarına sahip zaman temmuz ve ağustos aylarıdır. Yaz sezonunda gündüz hava ısısı 5-12 derece arasındadır. Gece ise ısı, 0 derece ve altında olabilmektedir. Kış sezonunda ise tırmanış için en uygun aylar, şubat ve mart aylarıdır. DAĞA IĞDIR YÖNÜNDEN DE ÇIKILABİLİR Bozkurt Ergör ve ondan sonra Dağcılık Fedarasyonu’nun başına getirilen Abdülmecit Doğru dönemlerinde de dağa hangi yönden çıkılacağı sorunu hep tartışılmıştır. Ağrı Dağı’nı turizme açan ilk başkan Bozkurt Ergör’dür. Yabancılara dağa çıkış izni sağlayan anlaşmada “yabancılar yerli halkla temas edemezler” diye bir madde bulunmaktadır. Ergör, bu maddeye dayanarak dağın Doğubeyazıt tarafında yaşayan Kürtlere bir türlü rehberlik sertifikası vermeye yanaşmaz. Kürtler rehber olurlarsa, doğal olarak yabancılarla da diyalogları olacaktır. A. Mecit Doğru ise, Federasyonun başına geçince Kürtleri rehber yapmakta bir sakınca görmez. Bu arada dağa Iğdır tarafından tırmanışların yaygınlaştırılması için çalışmalar da sürmektedir. Hatta bir vatandaş, A. Mecit Doğru ile olan hemşehriliğine de dayanarak, dağın bu yüzünün de turizme açılacağından emindir ve otel yapmaya başlar. Bu otel inşaatı, beklentinin gerçekleşmemesi üzerine yarım kalır. Dağın Iğdır tarafındaki yüzünden (kuzey yüz) çıkışlar Ahura (Yenidoğan-Gürdoğan) Köyü üzerinden gerçekleştirilmektedir. Dağın bu yüzünde Azeriler yaşamaktadır. Azerilerin ve Kürtlerin birbirlerinden fazlaca hoşlandıkları söylenemez. Dağın turizm gelirini paylaşabilme konusunda yıllardır sürdürülen rekabeti şimdilik Kürt lobisi kazanmış gibi görünmektedir. Ancak Azeriler de boş durmamaktadır. 2000 ve 2001 yıllarında bir tür atağa geçmişlerdir. Iğdır Valisi Mustafa Tamer, 10 Milyon dolarlık bir projenin yap, işlet ve devret modeli ile hayata geçirileceğini belirterek, “Iğdır-Ağrı Dağı Doğa ve Kış Turizmi Merkezi”nin Korhan Yaylası, Yenidoğan mevkiinde yapılacağını bildirmiştir. Aynı vali bu yıl, dağın Iğdır tarafında Kültür Bakanlığı’nın da katkılarıyla Ağrı Dağı festivali düzenlemiştir. Anlaşılan o ki turizm, Iğdır tarafından ve Doğubeyazıt tarafından olmak üzere iki koldan dağa doğru saldırıya geçmiştir. Dağın bu saldırılara daha ne kadar dayanabileceğini hep birlikte gözleyeceğiz.
DERLEYENİN NOTU Belki sizlerde hissetmişsinizdir, bölgede gezerken üzerinde yaşadığımız bu topraklara, yöreye ve insanlara ne kadar yabancı olduğunuzu algılıyorsunuz. Farklı bir dil konuşuluyor, farklı yaşam şekilleri, adetler, gelenekler ve inançlar. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu yabancılık hissi, yaşadığım şeylerden tat alma duygumu köreltiyor. Kendimi, kendi ülkemde bir turist gibi hissediyorum. Bu derlemenin tüm amacı, insana, yaşama, kültüre ve doğaya ait tüm güzellikleri yakalayabilmek, ufak ayrıntıları ortaya çıkartarak, yörenin gayri resmi tarihini de fark edebilmek içindi. Yoksa, her gördüğü şeye hemen hayran oluveren, çabuk hayret eden, boynuna astığı “turistsel kimliği” ile kare kare pozlar çeken şabalak turistten hiçbir farkımız kalmayacak.
|
|
Son Güncelleme ( Friday, 29 June 2007 )
|
|